– İLKOKULA BAŞLIYORUM ANNE BABA HAZIR MISINIZ?
Facebook Twitter YouTube
Home Anaokulu İLKOKULA BAŞLIYORUM ANNE BABA HAZIR MISINIZ?
formats

İLKOKULA BAŞLIYORUM ANNE BABA HAZIR MISINIZ?

Tarih 08 Mayıs 2018, yazar içinde Anaokulu, Genel.

İLKOKULA BAŞLIYORUM ANNE BABA HAZIR MISINIZ?

İLKOKULA BAŞLIYORUM ANNE BABA HAZIR MISINIZ?

Okul olgunluğu nedir?

Okul olgunluğu çocuğun o zamana kadar başaramadığı öğrenmeleri ve davranışları herhangi bir kırıklığa uğramadan başarıyla gerçekleştirebildiği zamanı işaret eder. Çocuk o zamana kadar yapmakta veya öğrenmekte zorlandıklarını kolaylıkla yapabilir ve öğrenebilir hale gelir. Bu kavram sadece okuma yazma öğrenmekle sınırlı değil, çocuktan okulda beklenilen tüm davranışları içerir. Çocuğun okula isteyerek gelmesi, okuldan ve orada yapılanlardan hoşlanması son derece önemlidir. İlk günlerdeki olumlu veya olumsuz izlenimler tüm eğitim, öğretim yaşamını etkileyecek kadar önemlidir.” Kemik gelişimi devam ettiği için çocukların uzun süreli ve ara vermeden kalem tutmaları ve yazı yazmaları yoracak, kemik gelişimlerini olumsuz etkileyecektir. Sadece zihinsel gelişim değerlendirilmesiyle verilen okul olgunluğu kararı yanlıştır. Duygusal, sosyal, bedensel ve bilişsel gelişimlerinin belirli düzeyde olması okula uyum sürecini kolaylaştırır.

İlkokulun ilk günlerinde bazı sorunların yaşanması mümkündür ve bu doğaldır! Çocuğun içinde bulunduğu kaygılı durum, yumuşatılmaya çalışılmalı, tek ilgi ve konu merkezi “okul” olarak düşünülmemelidir. Çocuğu rahatlatacak bu kaygısını giderecek farklı ilgilere dikkatini çekme yoluna gidilmelidir.

Anasınıfından birinci sınıfa hareket olarak algılanan geçiş, çocukların alışkın oldukları rutinden ve çevreden ayrılmaları ile rollerin ve beklentilerin değiştiği, kendileri için belirsiz bir ortama yerleşmeleri olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle çocuklar için okula başlama, farklı ve yeni deneyimleri içeren bir süreçtir. Çocuğun katıldığı yeni ortam kendine özgü kuralları, yerine getirilmesi gereken görev ve sorumlulukları ve yeni yaşamsal deneyimleri içeren farklı bir sosyal çevredir. Bu yeni sosyal çevrede çocuk, ilk kez formal eğitimin gerektirdiği planlı ve programlı öğretim etkinliklerine katılmak ve birinci sınıfın en önemli görevi olan okuma-yazma ve temel aritmetik becerilerini öğrenmek gibi görevlerle karşı karşıyadır. Çocuğun bu yeni sosyal çevrenin beklentilerini karşılayabilmesi ve bu yeni ortama uyum sağlayabilmesi belli bir düzeyde hazırbulunuşluğu gerektirmektedir. Okul öncesi çocukta akademik olarak hazırbulunuşluk yönünden yaşanan sorunların yanı sıra okuma yazma öğretiminde karşılaşılan problemlere dikkat çekilmiştir.

Okula hazır olmanın ilk boyutu, çocuğun okula başlamadan önce sosyal-duygusal, psikomotor, bilişsel ve dil becerilerinin gelişmesi, çocuğun kavrama ve genel bilgi konusunda

Yeterli düzeye ulaşması gerekliliğidir. Çocuk bu temel becerileri kazanabildiği ölçüde okula hazır demektir.

Okula hazır oluşun ikinci boyutu, farklı çevrelerden gelen çocukların gereksinimlerinin karşılanabilmesi için okulun çocuklara hazır olmasıdır. Çocukların okul yaşamlarında sahip oldukları başarı, onların okula geçiş sürecini sağlıklı olarak geçirmeleriyle ilişkilidir.

Okula hazır oluşun üçüncü boyutu ise, aile ve toplumun çocuğun okula hazırlanmasında sağladığı katkılardır.

Çocukların sosyal, duygusal ve davranışsal yetkinlikleri üzerinde okula hazırbulunuşluklarının önemi ortaya çıkmış ve özellikle okul öncesi yıllarda çocuğun davranışlarını kontrol edebilme becerisinin, birinci sınıfa geçişteki uyum üzerinde etkisinin önemli olduğu belirlenmiştir.

HAZIR OLDUĞUNU NASIL ANLARSINIZ?

  • Çocuk ilkokula başlarken, onun bu olaya zihinsel olarak hazır olmasının yanı sıra, duygusal ve sosyal olarak da hazır olması önem taşımaktadır.
  • Çocuk ilkokula gitmek için hem heveslidir hem de cevap aradığı birçok soru nedeniyle kaygılıdır.
  • Öz bakım becerileri, sosyal duygusal gelişim, ince motor- küçük kas motor gelişimi, kaba motor, bilişsel gelişim, algılama gelişimi, dil gelişimi alanlarında bakılmalıdır.
  • Çocuk kendi başına ne kadar süre bir etkinlikle uğraşabiliyor? Bu süre 20 dakikanın altında mı? 
  • Başladığı bir işi uygun şekilde tamamlayabiliyor mu?
  • Annesi olmadan yabancı bir yetişkinle rahatça kalabiliyor mu?
  • Diğer çocuklarla olumlu ilişkiler kurabiliyor mu?
  • Kurallara uygun davranış sergileyebiliyor mu?
  • Belli ölçüde gerilim ve öfke ile baş edebiliyor mu?
  • Paylaşma, sırasını bekleme, arkadaşları için kendi isteklerini erteleyebilme, sessiz dinleme gibi özellikleri var mı?
  • Kendini rahatça ifade edebiliyor mu?
  • Duygularını anlatabiliyor, empati kurabiliyor mu?
  • Renkler, sayılar, seslerle ilgili sorulara uygun cevaplar verebiliyor mu?
  • Okumaya hazırlık becerileri olarak sesleri tanıma, el göz koordinasyonu sağlayabiliyor mu?
  • Basit çizgileri kopya edebilme, geometrik şekilleri tanıma ve çizme, kurallı oyun oynayabiliyor mu?
  • Aileler öncelikle okula gidecek çocuklarının yeme, içme, tuvalet, temizlik gibi öz bakım becerilerinin gelişmiş olmasına dikkat etmeli. Sınıfa girme çıkma sıralarda oturma arkadaşları ile uyum sağlama gibi beceriler çocuk açısından önem taşır. Sadece bedensel gelişiminin yeterliliği değil aynı zamanda okula hazırbulunuşlukta çok önemli.

İlkokula başlayan çocuğu ne bekler?

  • Birinci sınıfa merhaba derken; farklı bir sosyal çevrenin içine girmek, kurallar ile tanışmak oyun oynamak yerine ders yapmak gibi değişimler girmektedir.
  • İlkokula başlayan çocuk yeni ve yoğun bir çalışma hayatı içine girmektedir.
  • Daha farklı sorumluluk almayı gerektirmektedir.

AİLELER NE YAPABİLİR?

  • Çocukların, ilkokulu onlar için anlamlı, mutlu ve yaratıcı deneyimlerle dolu bir yer haline getirilmesinde ana-babaların ve öğretmenin yardımı gerekmektedir.
  • İlkokula başlamadan önceki dönemde ailenin çocuğunu ilkokul hakkında bilgilendirmesi gerekmektedir.
  • Okul gereksinimleri için birlikte alışveriş yapın ve bu eşyalarını nasıl koruyacakları konusunda onlarla konuşarak sorumluluk duygularının gelişmesine yardımcı olunmalıdır.
  • Ailenin ilkokul hakkında vereceği bilgiler, çocuğun çok yüksek beklentilere yönelmesine neden olmamalıdır.
  • Tüm gereksinmelerini karşılama konusunda annesi dışında başka hiç bir yolu bilmeyen çocuk, annesinden ayrıldığında, karşılaştığı problemlerle baş etme konusunda deneyimsiz olduğundan, okulu emniyetli bulmaz. Bu nedenle de okula gitmeyi reddeder. Okulda bir sorun olduğu için değil sadece evden ayrılmaya psikolojik olarak hazır olmadığı için okula gitmeyi ret eden çocuk için bir gecede değişen anne-baba tutumları son derece zedeleyici olur. O ana kadar sürekli koruma, kollama içinde olan ebeveynler çevreden aldıkları uyarılar ya da çocuklarında gözlenen bu okulu ret etme tepkileri nedeniyle tutumlarını aniden değiştirmeye kalkarlarsa çocuk bu kez sadece okula değil ebeveynlerine de tepki geliştirir. Bu ise çocukta onarılması çok zor yaralar bırakabilir. Böyle bir durumda çocuğunuza her zamankinden daha yakın olun fakat kademeli bir şekilde onun yanından ayrılacağınız ve mutlaka döneceğiniz konusunda güvence verin. Ona kendisine ve size güvenmesi için cesaret verin.
  • Çocuğun uyum sağlama sürecinde çocuğu dinlemek, onu kaygılandıran sorular hakkında konuşarak rahatlamasına fırsat vermek gerekmektedir.
  • Çocuğunuzun okula uyumunu kolaylaştırmak için giriştiğiniz bu işbirliğinden başarılı sonuçlar elde etmek istiyorsanız, anne ve baba olmanın duygusallığından ve subjektifliğinden arınmanız gerekmektedir.
  • Zaman planlaması yapmak için ona ait olacak bir saat alarak işe başlamak. Teknolojik araçlarla ilişkisini de düzenleyecek bir fırsat olacak biçimde günlük zaman çizelgesi hazırlamak gerekmektedir.
  • Oyun saati, bilgisayar saati, yemek saati, oyun saati, park saati, evde iş saati vb. belirlemek ve uygulamak gerekmektedir.
  • Burası nasıl bir yer? Oldukça da büyük bir bina, acaba burada kaybolur muyum?
  • İlkokulun bu kadar kalabalık olduğunu bilmiyordum, ne kadar çok çocuk var. Üstelik birçok yaramaz çocuk da var. Dilerim bana zarar vermezler.
  • Anaokulu öğretmenim şimdi ne yapıyor acaba? Onu çok özledim, keşke burada olsaydı. İlkokul öğretmenimi de anaokulu öğretmenimi de sevmek isterim.
  • İlkokul dersleri hiç de kolay değilmiş bütün bunları nasıl öğreneceğim? Başaramazsam öğretmenim ne yapar, ne söyler? Peki ya arkadaşlarım benimle alay ederler mi?
  • Bu dersler ne kadar uzun sürüyor. Zil ne zaman çalacak? Teneffüse çıkmak ve oynamak istiyorum. Tuvaletim neden bu kadar sık geliyor bilmiyorum? Öğretmenimden her seferinde izin almaya çekiniyorum.
  • Anaokulunda da birçok kuralımız vardı ama ilkokuldaki kurallar daha çok ve daha zor. Bu kuralları anlamak ve uygulamak benim için biraz zor, zamana ihtiyacım var. Bazı kuralların yaşamı kolaylaştırdığını ve düzene soktuğunu bilmiyor değilim. Ama zamana ihtiyacım var.

Bu gibi sorulara cevap verdiğiniz zaman çocuğu rahatlatırsınız, çocuğunuzun sorularını yadırgamadan dinleyin ve onun kaygılarını paylaşmalı ve anlayışlı olmalısınız. Çevrenin, çocuğun bu ihtiyaçlarını tatmin edici cevaplar verememesi çocuğun okulu reddetmesine neden olur. Ve okula gitme konusunda şiddetli bir isteksizlik durumu gözlenebilir ve bu isteksizlik, çocuğun öğrenim yaşantısının bütününe yansıyacak problemlere temel oluşturabilir.

Unutulmaması gereken en önemli ayrıntı ise aile katılımı ve eğitimi, okul öncesi eğitimin vazgeçilmez parçalarındandır. Çocuğun gelişim alanlarının desteklenebilmesi, okulda kazandığı davranışlarının evde pekişebilmesi ve ev ile okul arasında uygun geçişlerin sağlanabilmesi aile katılımı etkinliklerine gereken önemin verilmesiyle mümkündür. Çocuklara evlerinde okula hazırlık becerilerine yönelik destek sağlayacak eğitici ortamların sunulması ve anne-baba eğitimlerinin çocukların eğitimiyle paralel olarak sürdürülmesi, ilkokula hazırlıkta önemli katkılar sağlamaktadır.

ÇOCUKLARIN ANASINIFINDAN İLKOKUL BİRİNCİ SINIFA GEÇERKEN YAŞADIKLARI SORUNLAR NELERDİR?

1)  Fiziksel ortam değişikliğinden kaynaklanan zorluklar yer almaktadır.

2) Çocukların anasınıfındaki rahat sınıf ortamından, hareketlerinin kısıtlandığı bir fiziksel ortama geçtiklerini düşünmeleri.

3) Çocuğunuza çantası, masası, ödevi ile ilgili sorumlulukların kendi sorumlulukları olduğunu hissettirin. «Ödevimiz, okulumuza geç kalıyoruz, çantamızı hazırlayalım» gibi sizi de sorumluluğa dâhil eden cümleler kullanmayın. Çocukların alışma sırasında zorlanmasına neden olmaktadır.

4) Çocukların yazma becerisinde yaşadıkları zorluklar gelmektedir. Çocuklardaki küçük kas gelişiminin tam olarak oturmamasından kaynaklı yazı yazmada zorluk yaşamaktadır.

OKULA UYUM SÜRECİNİ UZATAN ETMENLER

  • Sağlıklıyken ya da hastayken okula düzensiz gitme.
  • Çocuğun değişim ve yeniliklerle baş etmekte zorlanması.
  • Annenin hamileliği, yeni kardeş doğumu ya da evde kalan kardeşi kıskanma.
  • Ebeveynleri tarafından terk edilme korkusu.
  • Anne-babanın çocuğu okula bırakırken içerik ve süre bakımından sergiledikleri yanlış tutumlar.
  • Bazen anne-babanın hasta olması.
  • Evde okulla/öğretmenle ilgili yapılan olumsuz konuşmalar.

UYUM PROBLEMİ YAŞAYAN ÇOCUKLAR GENELLİKLE

  • Başarı kaygısı olan.
  • Aşırı onay bekleyen.
  • Sosyal ilişki kurmakta güçlük çeken.
  • Anne-baba bağımlılığı olan.
  • Evde hiç kural koyulmayan, her istediğinin yapıldığı

ÇOCUKLARDIR.

Aile çocuğun okul yaşantısını sadece dersleri ile değil, arkadaş, öğretmen boyutlarıyla da kontrol altında tutmalıdır. Çünkü çocuğun başarısı ve uyumu etkileşim içinde bulunduğu bu şahıslarla ilişkili olarak şekillenmeye açıktır.

 

TED ESKİŞEHİR KOLEJİ ÖZEL ANAOKULU

PSİKOLOJİK DANIŞMAN VE REHBER ÖĞRETMEN

MERVE ÜSTÜN

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>