TED ESKİŞEHİR KOLEJİ PDR BLOG SAYFASI - Eğitimde Bir TÜRKİYE Markası!
Facebook Twitter YouTube
formats

KİTAP OKUMANIN SAATİ OLUR MU? DOĞRU KİTAP SEÇİMİ NASIL YAPILIR?

Tarih 15 Ocak 2018, yazar içinde Anaokulu.

silhouettes-of-a-tree-and-a-man-on-a-book_1232-292

KİTAP OKUMANIN SAATİ OLUR MU?

DOĞRU KİTAP SEÇİMİ NASIL YAPILIR?

Çocukların erken dönemde kitapla tanışmaları onların kitap dostu yetişkinler olarak büyümesini sağlayacaktır. Günümüzde çocuk edebiyatı, edebiyatın ötesine geçmiştir. Çocuk edebiyatının ötesinde ‘’çocuk yayıncılığı’’ olarak söylemek daha doğru olacaktır. Çocuğa yönelik yayınlar çok çeşitli araçlar ile sunulmaktadır. Bunlar; masal, hikâye, bilmece, çizgi roman vb. gibi kitaplar ile karşımıza çıkmaktadır. Çocuk yayınlarında içerik, biçim, dil ve anlatım bakımından belirli kuralların bulunması gerekir. Çocuğa okunan kitaplar, kişiliğinin temellerine katkı yanında öğrenme isteğini ve merakını tatmin etmeye, kavram gelişimine, soru sormaya teşvik etmeye yardımcı olmalıdır. Aynı zamanda birlikte kitap okuma çocukla anne-baba arasında iletişim kurulmasında da yardımcı olur. Çocuklar için kişilik oluşturmada duyguları, değer yargılarını ve anlayış tarzlarını geliştirir.

KİTAP SEÇİMİNDE ÖNEMLİ NOKTALAR

  •   Birkaç hikâyenin iç içe olduğu kalın kitaplar olmamalı.
  •   Kapak resimleri canlı, çekici ve kitabın içeriğiyle uyumlu olmalı.
  •   Sayfalar dayanıklı ve kalın olmalı.
  •   Kitaptaki yazılar ve resimler ayrı sayfalarda olmalı.
  •   Ana karakterlerin görseli sayfada anlaşılır bir şekilde gözükmeli.
  •   Harfler gözü yormayacak büyüklükte 20-24 punto gibi, süslü olmayan düz yazı şeklinde yazılmış olmalı.
  •   Resimler anlatılanlar ile benzer olmalı, gerçeklikten uzaklaşılmamalı.
  •   Hayal gücünü geliştiren konuların önemli olduğu, tanıdık durumların anlatıldığı, nesneleri sınıflandırabileceği nitelikte olmalı.

Okul öncesi çocukları için hazırlanan kitaplarda her sayfanın ¾’ü resim, 1/4’ü yazıyla ayarlanmalı.

Kitap alırken çocuğun fikri sorulmalıdır. Onun istediği kitaplar alınmalı, okumaya zorlama değil teşvik olmalı.

Az sayıda kahraman olmalı.

Pahalı olması iyi bir kitap olduğu anlamı taşımaz.

DİL YÖNÜNDEN

  •   Kitaplarda somut anlatımlara yer verilmeli.
  •   Anlatımlarda çocukların anlayış güçlerine, yaş ve yaşam düzeylerine uygun kavramlar kullanılmalı.
  •   Cansız eylemlerden çok, canlı eylemler tercih edilmeli.
  •   Çocuklara okuma zevk alışkanlığı kazandırıcı olmalı.
  •   Konular ilgi çekici, eğlendirici ve düşündürücü olmalı.
  •   Olayın kahramanı yenilmemeli, kaybetmemelidir. Bu durum onların olumsuz duygu yaşamalarına neden olabilir. ‘’Çocukların yenilgiyi kabul etmekte zorlandıkları unutulmamalı.’’

 

RESİMLER İLE İLGİLİ ÖZELLİKLER

Çocuk kitaplarındaki resimler birçok işlevi birden karşılar. Çocuğun estetik beğenisini geliştirmenin yanı sıra okurken dikkatini dağıtacak tasvirlerin resimle anlatılması çocuğun yorum gücünü geliştirir, olayların hızla gelişmesini sağlar ve sonuçta okuma alışkanlığı kazandırmaya yardımcı olur.

  •   Resimler kolay yorumlanabilmeli, kahraman ve figürler hareket halinde olmalı, olaylar hızlı bir şekilde gelişmelidir.
  •   Uzun betimlemeler çocuğun dikkatini dağıtacağından dolayı, kitap alırken bunlara dikkat edilmeli.
  •   Çocuğun güven, sevgi, iyilik, güzellik, cesaret, hoşgörü, sorumluluk, gerçeklilik gibi duyguların gelişmesine yardımcı olur nitelikte olmalı.
  •   Çocuğun gerçek yaşamla bağlantı kurmasına yardımcı olmalı.
  •   Gözlem yeteneğini keşfederek geliştirme olanağı sunmalı.
  •   Resim ya da şeklin metindeki düşünce ve olayların yorumunu yapabilir olmalı.
  •   Resimlerle metin üst üste gelmemeli.
  •   Çocuğun alıcı dil ve ifade edici dil gelişimini destekler, kelime dağarcığını zenginleştirir, dili etkin ve düzgün bir şekilde kullanmasını sağlamalı.
  •   Resimli kitaplar çocuğun hayal gücünü geliştirir nitelikte olmalı.

ÇOCUKLARA KİTAP OKURKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

  • Kitaplar, öyküler öncelikle bir bütün olarak okunmalı.
  • Öykünün akışına uygun olarak ses tonu ayarlanmalı. ( Örneğin; Kurt konuşurken kalın ve yüksek ses, büyükanne konuşurken ince ve alçak ses tonu vb.)
  • Öykünün kapak resmine bakarak ‘’SENCE KİTABIN İSMİ NE OLABİLİR?’’ diye sorulmalı.
  • Kitap üzerindeki yazılara dikkat çekebilirsiniz, kapaktaki yazı ve içerikteki yazı arasındaki fark üzerinde konuşulabilinmeli.
  • Kitap okurken çocuk ile diyalog kurabilir, anladıklarını anlattırabilirsiniz.
  • Her kitabın bir yazarının olduğu, baskı yılı, basım yeri hakkında konuşabilirsiniz.
  • Kitap, çocuğa baştan sona ve resimler gösterilerek okunmalı.
  • Öyküyü okuduktan sonra öyküde adı geçen olay ve öykü kahramanları ile ilgili öyküyü hatırlamasına yönelik sorular sorulmalı. (Ayıcık topu bulamadığında ne yaptı? Annesi ayıcığa ne söyledi? Vb.)
  • Öykünün gelişme bölümü tamamlandıktan sonra yarım bırakarak çocuğun devam etmesini istenmeli.

ÇOCUĞA OKUMA ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMAK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ

Çocuklara okuma alışkanlıkları kazandırmak için önemli olan çocuklara öğüt vermek değil model olmaktır. Anne babasının ya da öğretmenlerinin kitap okuduğunu görmek çocuğa sözel olarak kitap okuması gerektiğini söylemekten daha etkilidir.

  •  0-6 yaş erken çocukluk döneminde kitap okuyarak okumaya ilgi oluşturmak
  •  Düzenli dergi okunması konusunda alışkanlık kazandırmak.( abone olup çocuğunuzun adına gelen dergiler.)
  •  Çocuğun odasında ona göre oluşturulmuş kitaplık olması.
  •  Birlikte kitap almak, kitapçıları dolaşmak çocuğunuzun kitap okuma alışkanlığı kazandırmasında iyi bir model olacaktır.

UNUTMAYIN

  •   Okul öncesi dönemdeki çocuklar çeşitli öykülerin yer aldığı kitaplardan hoşlanır.
  •   Okul öncesi dönemdeki çocuklar alfabe ve rakamların olduğu kitaplardan hoşlanır.
  •   Okul öncesi dönemdeki çocuklar aile, arkadaşlar ve okula gitmekle ilgili kitaplardan hoşlanır.
  •   Çocukların size öykü anlatmasına izin verin.
  •   Çocukların dikkat odaklanma süreleri kısa olduğu için kitap okuma zamanları da kısa süreli olabilir.
  •   Sadece çocuklar değil yetişkinler de okunan kitaptan zevk almalıdır.
  •   Kitaplardaki ana düşünce ders biçiminde değil, düşündürücü nitelikte olmalıdır.
  •   Okul öncesi dönemde kitap alışkanlığı kazanan öğrenciler yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerine katkı sağlamaktadır.

YAPMAK ZORUNDA OLDUĞUNUZ İŞLER ZAMAN ZAMAN SİZİN İÇİNDE CAN SIKICI DEĞİL Mİ?KİTAP OKUMANIN SAATİ VE ZORUNLULUĞU OLURSA, O DA CAN SIKICI OLUR MU? PEKİ KİTAP OKUMANIN SAATİ OLUR MU?

  • Uyumadan önceki yarım saat kitap okuma saatidir.
  • 20 dakika erken uyanıp kitap okumak kuralımızdır.

YA DA

  • Öğle arasında
  • Yolculukta
  • Çay kahve molasında

TERCİH SİZİN

OKULÖNCESİ DÖNEMİNDEKİ ÇOCUKLARA SESLENEN KİTAPLARDAN ÖRNEKLER;

  • Doğum günü hediyesi, Behiç AK
  • Kırmızı Fil’i Gördünüz mü?, Ferit AVCI
  • Uyuzgezer Fil, Behiç AK
  • Ben Bir Çizgiyim, Ümit ÖĞMEL
  • Küçük Mor Balık, Ayla ÇINAROĞLU
  • Söyle Anne Ben Neden Varım?, Oscar Brenıfıer, Delfine DURAND
  • Suların Sessizliği, Jose SARAMAGO
  • Bekçi Amos’un Hastalandığı Gün, Philips C. STEAD
  • Balık Tutma Dersi, Heıncrich BÖLL ve Emile BRAVO
  • Aç Tırtıl, Eric CARLE
  • Bilmecelerce ABC, Can GÖKNİL
  •  Bahçıva Köstebek ve Uçan Karınca Kıvırcık, Aysun BERKTAY ÖZMEN
  • Bilyeler, Behiç AK
  • Küçük Ayının Uzun Yolculuğu, Yalvaç URAL
  • Yüzyüz, Leo LIONNI
  • Balığım Şiir Yazdı, Mavisel YENER ve Aytül AKAR
  • Bi Fikirle Ne Yaparsın?, Kobi YAMADA
  • Çok Hayal Kuran Çocuk, Şermin YAŞAR
  • Nokta, Peter H.REYNOLDS
  • Pöti, Gökçe GÖKÇEER

OKULÖNCESİ DÖNEMİNDEKİ ÇOCUKLARA YÖNELİK ‘’DOĞRU KİTAP’’ BASAN YAYIN EVİ ÖRNEKLERİ

  • Yapı Kredi Yayınları
  • İş Bankasın Kültür Yayınları
  • Elma Çocuk
  • Pearson
  • Red House Kidz
  • Gün ışığı
  • Mavi Bulut Yayınları

ANAOKUL PDR UZMANI

MERVE ÜSTÜN

 

 

formats

YARIYIL TATİLİNİ NASIL DEĞERLENDİRELİM?

Tarih 12 Ocak 2018, yazar içinde Ortaokul.

images (3)

YARIYIL TATİLİNİ NASIL DEĞERLENDİRELİM?

Tatil dönemine giren öğrencilerimize ve velilerimize “Sömestri tatilini nasıl değerlendirmeliyiz?”, “Sömestri, sadece tatil ile geçirilecek bir zaman mı olmalı?”, “İkinci döneme hazırlık yapmalı mıyız?” bulunmak istiyorum.

HOŞGELDİN YARIYIL…

ÖĞRENCİLERE YARIYIL TATİLİ İÇİN GENEL ÖNERİLER

PLAN YAPIN Öncelikle kendinize bir tatil planı hazırlayın. Tatilde neler yapacaksınız bir düşünün. Neyi ne zaman ne kadar yapacaksınız? Planlayın ve tatilinizi sonuna kadar değerlendirin.

DERSİ BIRAKMAYIN İlk dönem okulda gördüğünüz konulardan eksiklerinizi belirleyip o konulara yoğunlaşın. Yoğunlaşın derken yoğun bir ders çalışmadan bahsetmiyorum korkmayın. Sizi fazla sıkmayacak kadar az, fakat size faydası dokunacak kadar da çok. Bunu siz belirleyebilirsiniz.

KİTAP OKUYUN Kitap okumak anlama kabiliyetinizi, hayal gücünüzü, kültürel bilginizi, fikir yürütme becerilerinizi geliştirir. Aynı zamanda kitap okumak okuldaki başarınıza da olumlu etki edecektir. Bunlardan yoksun kalmak kim ister ki?

AİLENİZLE VAKİT GEÇİRİN Tatilin sizin eve kavuşmasının yanında ailenizle çok güzel vakit geçirmenize ortam hazırladığını unutmayın. Ailenizle sinemaya, tiyatroya, müzeye veya başka bir faaliyete gidebilirsiniz. Annenize yardımcı olabilir, babanızla birlikte oyun oynayabilirsiniz. Artık bunlar sizin hayal gücünüze kalmış.

 

TATİLDE NASIL DERS ÇALIŞILMALI?

Her öğrenci kendi durumuna göre bir çalışma stratejisi belirlemelidir. Günün, haftanın ve yarıyıl tatilinin sonunda ulaşılması düşünülen yeni hedefler belirlenmelidir. Bu hedefler öğrencinin çalışma isteğini kamçılayacak nitelikte olmalıdır.

Bu dönem içinde uygulanabilecek

4 temel strateji vardır. Her öğrenci kendi

durumunu gözden geçirip, kendine göre bu

uygulamalardan birini yapmalıdır.

1. Konu tekrarı yapmak:

İnsan öğrendiklerinin %75’ini bir hafta içerisinde, %66’sını bir gün içerisinde, %54’ünü de bir saat içerisinde unutur.

Unutmayı önlemenin en iyi yolu yapılan

tekrarlardır. Özellikle geçmiş konulardan

çok fazla hatası çıkan öğrenciler genel

tekrara ağırlık vermelidir.

 2. Eksik kalan konuları tamamlamak:

Konu eksiği fazla olan, konuları yetiştirememe korkusu yaşayan öğrenciler, bu tatilde önceliği eksik konularını tamamlamaya ayırmalıdır. Çünkü ikinci dönem, hem zamanın daha kısa olması hem de bahar mevsiminin gelmesi ve sıcakların başlamasıyla birlikte ev dışının daha cazip olması nedeniyle öğrenci için güçlük oluşturabilecektir.

3. Yeni konular çalışmak:

Konu eksikleri olmayan ve çalıştığı konulardan çok az soru kaçıran öğrenciler bu stratejiyi kullanabilirler.

4. Kitap Okumak:

Öğrenciler için tatil, kendilerini geliştirmek için de çok iyi fırsattır. Bireyin kendini geliştirmesini sağlayacak en önemli etkinlik kitap okumaktır. Öğrenciler tatil boyunca bol bol kitap okuyacak vakte sahip olurlar. Kitap

okumaya karşı ilgisi olmayan öğrencilerin kalıcı başarıları yakalaması çok zordur. Ayrıca tatilde kitap okumaya başlamak böyle bir alışkanlığa sahip olmayan öğrenciler için bu alışkanlığı kazanmaları, kitap okumanın keyfini yaşamaları açısından bulunmaz bir fırsattır. Bundan dolayı kitap okumak, iyi bir tatil programının olmazsa olmazlarındandır.

ANNE-BABALARA  YARIYIL TATİL ÖNERİLERİ

Anne baba olarak çocuğunuzu, önce sizin çocuğunuz olduğu için koşulsuz sevdiğinizi bilmeye ihtiyacı var onlara sevginizi gösterin.Sevginizi akademik başarılarıyla koşulamayın. Yeteneklerini ve becerilerini ön plana çıkararak onla gurur
duyduğunuz gösterin. Örneğin çocuğunuz çok iyi bir sporcudur; çok iyi yüzüyor olabilir. Aile ziyaretlerine gittiğinizde,
misafirleriniz geldiğinde çocuğunuzun okul başarısı yerine, ne kadar iyi yüzdüğünden bahsedebilirsiniz.
Eğer henüz çocuğunuzun bir yeteneğini keşfetmediyseniz, yeteneklerini keşfetmek için çeşitli hobi kurslarına gönderin. Bu
hem çocuğun sosyalleşmesine, hem de öz güveninin yükselmesine yardımcı olacaktır.

ORTAOKUL REHBER ÖĞRETMENİ

EZGİ AZİZOGLU

formats

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE KUKLA OYUNLARIN ÖNEMİ

Tarih 19 Aralık 2017, yazar içinde Anaokulu.

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE KUKLA OYUNLARI

 

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE KUKLA OYUNLARIN ÖNEMİ

Kuklalar okul öncesi eğitim döneminde çocuk gelişimi açısından büyük öneme sahiptir. Çocuklar kuklayı bir oyun gibi algıladıkları için öğretim sürecine katılımları çok daha etkili olur. Kuklalardan serbest zaman etkinliklerinde yemek, uyku, tuvalet alışkanlıkları kazandırmada yararlanabiliriz. Kuklalar aracılığıyla daha çok duyuya hitap ederiz. Buda anlatılanları, kuralları hatırlamaları ve içselleştirmeleri açısından daha kolay olur. Kendilerinin zihinlerinde canlandırdıkları bir kuklayı seslendirmeleri sembolik olarak düşünmeleri anlamına gelir bu da bilişsel gelişime katkı sağlar. Canlı olmayan bir durumu canlandırmak okul öncesi dönem çocuğu için aslında bir oyundur, çocuklar kukla ile oynayarak öğrenirler. Bu oyunlar okul öncesi çocuğa somut örnekler sunar. Bu dönem birçok davranışın kazanımı açısından yoğun, yaratıcılıkların ise oldukça yüksek olduğu bir dönemdir. Oynadıkları oyunlar ile sembolik nesne kullanımlarında ne kadar yaratıcı olduklarını görebiliriz. Çocuklara sunulan farklı kukla karakterleri, onların hayal dünyalarını görmemize olanak sağlar. Kukla oyunlarını izlerken çocuklar yeni kelimeler öğrenirler ve öğrendikleri kelimeleri hangi durumlarda kullanıldığına ilişkin düşünceleri gelişir.

Kukla ile çocuğun dahil olduğu etkinliklerde;

  • Çocuk konuşma dilini  akıcı, anlaşılır bir şekilde kullanma, kendisini rahat ifade etme becerisi kazanır.
  • El göz konsantrasyonu ile çocuğun motor becerilerinin gelişmesine yardımcı olur.
  • Çocuklara duygu ve düşüncelerini ifade etme becerisi kazandırır. ( Mutluluk, üzüntü, korku, şaşırma ve kızgınlık gibi duygular ile oluşan yüz ifadeleri arasında ilişki kurar.)
  • Çocukların grupla birlikte çalışma, dinleme, diğer kişiler ile ilişki kurma, paylaşma, sorumluluk alma gibi sosyal ilişkilerini güçlendirir.
  • Çocuklar kukla karakterini oynatırken kendini o karakterin kimliğine sokarak onun gibi düşünüp hissetmeye çalışır. Buda empati becerisini güçlendirir.
  • Kuklalar çocukları eğlendirir, neşelendirir, hoş vakit geçirmelerini sağlarken zaman zaman duygulandırır ve düşündürür.
  • Çocuklara paylaşmayı, beden dilini, sesini kullanmayı kuklalar sayesinde verebiliyoruz.
  • Çocuklar olayları ve davranışları taklit ederek, aslında öğrenmenin bir basamağını gerçekleştirmiş olur.
  • Çocuklar olaylara farklı bakış açısı ile bakabilir ve bu sayede çok boyutlu düşünme becerileri gelişir.
  • Çok boyutlu düşünme becerisi gelişir.

 

ANAOKUL PDR UZMANI

MERVE ÜSTÜN

formats

TEKNOLOJİNİN GÜVENLİ KULLANIMI

Tarih 13 Aralık 2017, yazar içinde Ortaokul.

                            “TEKNOLOJİNİN GÜVENLİ KULANIMI”

ZORBALIK NEDİR?

Zorbalık bilinçli ve kasten yapılan, sürekliliği olan ve fiziksel, zihinsel, sosyal ya da psikolojik zarar verme amacı güden söz ve eylemlerdir.

Eğer karşındaki kişi,

}  Tüm uyarılarına rağmen seni üzen davranışlarını (yüz yüze ve sanal ortamda) tekrarlıyorsa,

}  Sana hoşlanmadığın şeyler yapıyor ve söylüyorsa,

}  Başkalarıyla konuşmanı engelliyorsa,

}  Arkadaşlarını senden uzaklaştırıyor ya da seni yalnız bırakıyorsa,

}  İtiyor, vuruyor ya da canını acıtıyorsa,

}  Sen istemeden eşyalarını alıp kullanıyorsa… bunun adı zorbalıktır.


ZORBALIK TÜRLERİ

  1. Fiziksel zorbalık
  2. Sözel zorbalık
  3. Duygusal zorbalık
  4. Siber zorbalık

 

Fiziksel zorbalık

  • Vurma, tokat ya da tekme atma, itme veya çekme gibi fiziksel olarak rahatsız edici temaslarda bulunma
  •  Her türlü eşyaya zarar verme ya da el koyma


Sözel zorbalık

  • Küfür ve hakaret etme
  • Dalga geçme
  • Alay etme
  • Hoş olmayan lakaplar takma
  • Tehdit etme
  • Dedikodu yayma

 

 

      Duygusal zorbalık

  • Dışlama, yalnızlaştırma
  • Acımasız bakışlar ve çeşitli el hareketleri
  • Aşağılama
  • Utandırma
  • Yalnızlaştırma
  • Hoş olmayan notlar gönderme


Siber zorbalık

Sanal yollarla yapılan tüm zorbalık türlerini kapsar.

 

TEKNOLOJİNİN OLUMLU VE OLUMSUZ KULLANIMI
Çağımız teknoloji çağı olarak adlandırılmaktadır. İnternet, cep telefonu, bilgisayarlar vb. hayatımızın vazgeçilmezleri haline gelmektedir. Teknoloji olumlu taraflarıyla hayatımızın içinde yer alırken ve yaşamımızı kolaylaştırırken, olumsuz kullanım biçimleriyle de bize ve başkalarına zarar verebilmektedir

CEP TELEFONLARI

OLUMLU KULLANIM

Anında sesli veya yazılı iletişim kurma,

Fotoğraf, video gönderme-alma,

Müzik dinleme,

Acil durumlarda hızlı iletişim sağlama.

OLUMSUZ KULLANIM

Uygunsuz mesaj gönderme,

Tehdit,  aşağılama ve istismara yönelik fotoğraf, video paylaşma,

Zamansız ve sürekli mesajlaşma

MESSENGER (ANLIK MESAJLAŞMA)

OLUMLU KULLANIM

}  Çevrimiçi arkadaşlarla anında iletişim

}  Haberleşmenin etkili ve hızlı yolu            

OLUMSUZ KULLANIM

}  Uygunsuz içerikte mesaj gönderme

}  Başkasının hesabını kullanarak rahatsız edici mesaj ve görsel içerik paylaşma

SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİ

OLUMLU KULLANIM

}  Ortak ilgi alanına sahip insanlarla kolay iletişim kurma

}  Yeni insanlar tanıma

}  Farklı alanları kolay ve hızlı bir şekilde keşfetme

OLUMSUZ KULLANIM

}  İsimsiz, tehditkâr ve uygunsuz mesajlar yollama

}  Kişisel bilgileri, izinsiz ve uygunsuz şekilde yayma, kullanma

}  Gruptan bazılarını dışlama

 

E MAIL (E POSTA)

OLUMLU KULLANIM

}  Dünyanın her yerinde hızlı ve ucuz iletişim sağlama

}  Bilgi, video, fotoğraf paylaşımı

OLUMSUZ KULLANIM

}  Dünyanın her yerine hızlı ve ucuz, uygunsuz bilgi, mesaj, fotoğraf, video,

}  e-postaların izinsiz okunması ve silinmesi

NOT: Sanal ortamda bir belgenin ya da fotoğrafın yayılma hızı kontrol dışı kalabilir ve yok edilebilmesi çoğu zaman imkansız olabilir.

İNTERNETİ ÖĞRENCİLER NE AMAÇLA KULLANIYOR?

  • Ödev ve okul işleri
  • Oyun
  • Sosyal paylaşım siteleri
  • Müzik, film indirme
  • Haber izleme

 

AKRAN ZORBALIĞININ YENİ YÜZÜ, ZORBALIĞIN BİR DİĞER TÜRÜ: SİBER ZOBALIK

SİBER ZORBALIK; “Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da grup tarafından diğerlerine zarar vermek için tasarlanan kasıtlı, tekrarlanan ve düşmanca davranış içeren zorbalık türü” olarak tanımlanmaktadır.

SİBER ZORBALIKLARLA NERELERDE KARŞILAŞIYORUZ?

  • Sosyal paylaşım siteleri (facebook, twitter,      instagram vb.)
  • Online oyunlar
  • e-posta
  • Fotoğraf ve video paylaşımı
  • Sohbet odaları
  • Telefon mesajları
  • Telefon görüşmeleri

SİBER ZORBALIK ÖRNEKLERİ

}  Uygunsuz mesaj gönderme

}  Taciz ve rahatsız eden telefonlar

}  Cep telefonundan video ya da fotoğraf çekip başkalarıyla paylaşma

}  Tehdit edici e-postalar

}  Chat odalarında rahatsız edici içerikte sohbetler

}  Sosyal paylaşım sitelerinde başkaları hakkında küçük düşürücü ifadeler kullanma

}  Anlık mesajlaşma ortamlarında uygunsuz iletiler gönderme

}  Başkalarının e-posta hesabını ele geçirip (hack), uygunsuz mesajlar gönderme

}  Virüslü mesajlar gönderme

}  Yukarıdakilerden herhangi birine şahit olduğu halde duyarsız kalma

Sanal ortamda meydana gelen zorbalık, ergenlerin iletişim teknolojilerini kullanım özelliklerine bağlı olarak anlık mesajlaşma, elektronik posta, sohbet odası, cep telefonuyla arama veya mesaj gönderme gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Elektronik posta aracılığıyla tehdit içeren, utandırıcı, kırıcı mesajlar göndermek, internette biri hakkında dedikodular/olumsuz söylentiler yaymak, kameralı cep telefonu ile kişinin kendisinden izin alınmadan çekilen fotoğraflarını internet ve/veya cep telefonu aracılığıyla diğer insanlarla paylaşmak sanal zorbalık türünden davranışlara örnek olarak verilebilir.

 

 

RİSKLİ DAVRANIŞLAR NELER OLABİLİR?

}  İsim, adres ve telefon numarası, TC kimlik numarası yazma

}  Tanımadığınız kişileri ekleme

}  Profili “özel” yerine “herkese açık” tutma

}  Dikkat çekici fotoğraf ve kişisel mesajlar paylaşma

}  Başkalarının etiketlemelerine duyarsız kalma

}  Yakınlığın dozunu kaçırma

 

İki kişinin bildiği şifre, sır değildir.

Bunları biliyor musunuz?

  • İnternette kiminle konuşuyorsunuz?
  • Güvenliğinizi nasıl sağlar ve sürdürürsünüz?
  • Bir sorunu nasıl ihbar edersiniz?

SİBER ZORBALIK YAPAN KİŞİ NEDEN BÖYLE DAVRANIYOR OLABİLİR?

YA DA SİBER ZORBALIĞIN NEDENLERİ NELERDİR?

  • Özgüveni düşük olabilir.
  • Okulda başarısızlık yaşıyor olabilir.
  • Kendini arkadaşlarına ispat etmek istiyor olabilir.
  • Diğer zorbalık türlerinde olduğu gibi benzer davranışlara kendisi de maruz kalmış olabilir ve öç almak istiyor olabilir ya da davranışının normal olduğunu kabul ediyor olabilir.
  • Kendisini kötü hissediyor olabilir; senin de kötü hissetmeni isteyebilir.
  • Kimsenin kendisini önemsemeyeceğinden, sevmeyeceğinden korkuyor olabilir.
  • Kimse ona şiddet uygulamasın diye şiddet gösteriyor olabilir.
  • Dikkat çekmek istiyor olabilir.
  • Popüler olmak istiyor olabilir.
  • Güçlü ve önemli olmak istiyor olabilir.
  • Seni kızdırdığının farkında olmayabilir.
  • Empati yeteneğinden yoksun olabilir.

 

SEBEBİ NE OLURSA OLSUN; ÇÖZÜM ZORBALIK OLAMAZ!

 

 

SİBER ZORBALIKTAN KORUNMAK İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ?

Teknolojiyi doğru kullanmak önemli. Sorun yaşamamak için “dur, düşün, tıkla!”

}  Öncelikle sanal ortamda ne dediğinize ve ne tür bir görsel içerik gönderdiğinize dikkat edin.

DUR DÜŞÜN TIKLA!

}  Ev adresiniz, telefon numaranız, şifreniz gibi kişisel bilgilerinizi paylaşırken çok dikkatli olun.

}  Siber zorbalık davranışına maruz kaldığınızda SAKIN cevap vermeyin.

}  Zorbayı BLOKE etmeyi öğrenin ve onu ilgili sitelere RAPOR EDİN.

}  Kanıtları mutlaka SAKLAYIN.

}  Durumdan MUTLAKA bir yetişkini hemen haberdar edin.

}  Özel bilgileri paylaşmayın.

}  Paylaşılan fotoğraflara dikkat edin.

}  Saldırıları yetkililere ihbar edin.

}  Engelleyin.

}  Tanımadığınız kişilerle buluşmayın.

}  Söylenenlerin yalan olabileceğini hesaba katın.

}  Mesajları silmeyin.

}  Zorbalık içeren mesajları beğenmeyin ve başkaları ile paylaşmayın.

}  Yazdıklarınızın karşı tarafı incitebileceğini unutmayın.

}  Kişilerin yüzüne söyleyemediklerinizi sanal ortamda da söylemeyin.

}  Siber zorbalığın bir suç olduğunu ve ceza alabileceğinizi unutmayın.

}  Bu tür zorbalıklara maruz kalan birini gördüğünüzde ya da şahit olduğunuzda duyarsız kalmayın ve güvendiğiniz bir yetişkinle paylaşın.

  • SİBER ZORBALIK ŞAKA DEĞİLDİR, KÖTÜDÜR VE KABUL EDİLEMEZ!
  • KİMSE SİBER ZORBALIĞA MARUZ KALMAYI HAK ETMEZ!
  • KİMSENİN BİR DİĞERİNE HİÇBİR ORTAMDA ZORBACA DAVRANMAYA HAKKI OLAMAZ!
  • ZORBALIK GÖREN “SUÇLU” DEĞİL, “MAĞDUR”DUR!
  • SİBER ZORBALIĞA MARUZ KALMAK “UTANILACAK” BİR DURUM DEĞİLDİR!

 

 

 

 

GÜVENLİ İNTERNET KULLANIMI İÇİN 12 ALTIN KURAL

  1. İnternet, hayatınızın tamamı değil, sadece bir parçası      olsun. Çok fazla zamanınızı çalmasına izin vermeyin.
  2. İnterneti ailenize ve arkadaşlarınıza değişmeyin.
  3. İnternette her bilgi doğru olmayabilir.      İnternette elde ettiğiniz bilgiyi en az 3 kaynaktan kontrol edin.      Ödevinizde kullanıyorsanız kaynağını belirtin.
  4. İnternet ortamındaki bedava teklifler büyük ihtimalle      gerçek değildir. Tanımadığınız kişi size neden bedava bir şey teklif etsin      ki.
  5. Adınız, okulunuz, adresiniz, telefon numaranız, aile      bireylerinizin adı vb. gibi kişisel bilgilerinizi paylaşmayın.      Paylaşılan küçük gibi görünen bilgiler, büyük zararlara sebep olabilir.
  6. İnternet ortamında paylaşacağınız resminiz, size ait      video gibi paylaşımları önce düşünün, sonra paylaşın.      Paylaştıklarınız sizin veya sevdiklerinizin üzülmesine sebep olmasın.
  7. Şifreleriniz güçlü olsun. Adınızı ve doğum      tarihinizi, art arda gelen kelimeleri ve sayıları şifre olarak      belirlemeyin. Anlamlı bir cümle kurun ve o cümlenin kelimelerinden      seçtiğiniz en az 8 karakterden oluşan şifreler oluşturun.
  8. Karşınızdaki kişiye gerçek hayatta yüzüne      söylemeyeceğiniz ifadeleri internet ortamında da söylemeyin.
  9. Gerçek hayatta olduğu gibi, internet ortamında da      tanımadıklarınız kişilerle arkadaş olmayın.
  10. İnternet ortamında tanımadıklarınıza cevap vermeyin,      tekliflerini reddedin, size gönderdikleri mesajları açmadan silin.
  11. İnternet ortamında sizi rahatsız edenleri, sizi taciz      edenleri ailenize söyleyin.
  12. İnternetin zararlı içeriklerinden korunmak için      tamamıyla ücretsiz olan ”Güvenli İnternet Hizmeti”nden ailenizi haberdar      edin.

 

 

formats

TUTUM, YATIRIM TÜRK MALLARI HAFTASI

Tarih 08 Aralık 2017, yazar içinde Anaokulu.

ETKİNLİK ÖNERİSİ

Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftasında çocuklarınızla market alışverişini yaparken ona farkındalık kazandırmak ister misiniz? İşte birkaç öneri…

  • Markete gitmeden önce birlikte alınacaklar listesi hazırlayabilir, bu ürünleri paketli ya da açık satılan olarak gruplayabilirsiniz.
  • Paketli grubundaki ürünleri marketten seçerken, çocuğunuzdan ürünlerin üzerinde  “TM, Türk Malı” yazıp yazmadığını kontrol etmesini isteyebilirsiniz.
  • Ürün barkodlarındaki ilk üç rakamın ülke kodu olduğunu anlatabilir ve alacağınız ürün barkodların Türkiye kodu olan “869” ile başlayıp başlamadığını kontrol etmesini isteyebilirsiniz.
  • Aynı nitelikte olan ürünler arasında yerli üretim olanı tercih etmenin önemi üzerinde konuşabilirsiniz.
  • Yerli üretim olmayan bir ürün aldıysanız, barkod koduna göre bu ürünün hangi ülkeye ait olduğunu birlikte araştırabilirsiniz.

 

Keyifli alışverişler dilerim.

Merve ÜSTÜN

Anaokulu PDR Uzmanı

formats

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE MAHREMİYET EĞİTİMİ

Tarih 15 Kasım 2017, yazar içinde Anaokulu.

Anne baba olarak çocuklarımızın yaşantılarındaki pek çok soruyu rahatça yanıtlarken cinsellik ile ilgili soruyu aynı rahatlıkla ve doğallıkta yanıtlayamayız. Çocuğun ilk cinsel duygusu yıkama ve altının değiştirilmesi sırasında ortaya çıkmaya başlar. Erkek çocukları 8.ay kız çocukları ise 10-12.ay itibariyle genital organlarını keşfederler. Kimi zaman tesadüfi dokunuşlarla başlayan haz duygusu ile davranış tekrarlanır. Merak çocuk için olağan bir süreçtir. Bu merakın en doğru ve dolaysız şekilde giderilmesi çocuğun gelişiminde çok önemlidir. Çocuğunuzla güven duygusuna dayalı bir ilişki kurun. Çocuğunuza verilecek cinsel eğitimde sabırlı ve hoşgörülü olmak, endişeye kapılmamak onun seviyesine inmek, olası değişik söz ve davranışlar karşısında rahat olup anlamaya ve dinlemeye çalışmak güven duygusunu pekiştirecektir.

4 Yaş Çocukların Cinsel Gelişim Özellikleri

  • Kız ve erkek bedenindeki farklılıkları öğrenmeye çalışır.
  • Kendi bedenine ve yetişkinlerin bedenine dokunmak isteme, özel bölgelerini incelemek isteme davranışı görülebilir.
  • Kıyafetlerini çıkarıp çıplak kalmak isteyebilir.
  • Doğumla ilgili sorular sorabilir.
  • Özel bölgelerini başkalarına göstermek isteyebilir.
  • Banyo ve tuvalette ailesini görmek isteyebilir.

5 Yaş Çocukların Cinsel Gelişim Özellikleri

  • Vücudun özel bölgelerini dile getiren kelimeler kullanabilir.
  • Birbirlerinin bedenlerini inceleme isteği gözlemlenebilir.
  • Sosyalleşmenin artması ile sevgi-evlenme kavramlarımdan bahsedebilir.
  • Birbirlerine dokunma, öpme isteği duyabilir.
  • Karşı cinse özgü davranışlar sergileyebilir.
  • Özel alanlar netleşmeye başlar. Bu nedenle banyo yaparken, giyinirken ya da soyunurken utanma davranışı gözlemlenebilir.
  • Oyunlarda ilk tercihi kendi cinsiyetinden arkadaşlarıdır.

Okul Öncesi Çocuk İçin ‘’MASTÜRBASYON’’

Bu yaş çocuklarda oldukça sık rastlanan ve doğal kabul edilen bir durumdur. Çocuğun bedenini tanımaya yönelik keşfinden ortaya çıkar. Bu davranıştan haz aldığını fark eden çocuk, davranışı bilinçli olarak tekrarlar. Çocuk için rahatlatıcı ve sakinleştirici olması yönünden mastürbasyon; parmak emme, tırnak yeme davranışından farklı değildir. Mastürbasyon çözülmesi gereken bir problem değildir ancak davranışın altında yatan sebeplerin (kardeş doğumu, duygusal yoksunluk, anne-baba boşanması, emziği bırakması vb.) fark edilmesi gerekir.

Ne Zaman Destek Alınmalıdır?

Çocuğunuz kendi bedeni ile uğraşmaktan başka hiçbir şey ile ilgilenemez hale gelirse, mastürbasyon sıklığı ve şiddeti aşırı görünüyorsa, günlük aktiviteleri engelliyorsa bir uzman desteği alınmalıdır.

Çocuğunuzun mastürbasyon yaptığına tanık olduğunuzda; utandırmadan, korkutmadan, fiziksel müdahalede bulunmadan gözlem yapılmalı ve davranışı engellenmemelidir. Ebeveynler iyi bir gözlemci olmalı, bu davranışı ne kadar sık yapıyorsa, davranışının öncesinde çocuğa vakit geçirmesi için iyi seçenekler sunulmalıdır. ‘’Vücudunu merak ediyor olman ve dokunmak istemen çok normal’’ cümlesini kullanabilirsiniz. Mastürbasyon yaptığında çocuğunuzun dikkatini dağıtın, örneğin onu bir oyuna davet edebilir, bir şeyler çizmesini isteyebilirsiniz. Bu davranış 4 yaş civarında sıklıkla görülebilir ancak 6 yaş ile birlikte sıklığın azaldığı gözlemlenmektedir.

Çocuklara Mahremiyet Nasıl Anlatılmalıdır?

Okul öncesi dönemde, çocuğun kendi fiziksel özelliklerini, karşı cins ile olan farklılıklarını, bedensel sınırları, iyi ve kötü dokunuşları öğretmek amaçlanır. Bunları öğretmek için en uygun zaman çocuktan cinsellik ile ilgili sorular gelmeye başladığı zamandır. Sorular genellikler ‘’Ben nereden geldim?’’ ya da bir kardeş bekleniyorsa ‘’Kardeşim nasıl oldu?’’ gibi sorulardır. Bu tarz sorularda karıncaları, leylekleri örneklendirerek yanıt vermek doğru olmayacaktır. Burada önemli olan çocuğun merakını giderecek düzeyde yanıtlar vermektir. Ancak çocuğun soru sormaması merak etmediği anlamına gelmez yalnızca konuşmak için uygun fırsatlar yaratılmamıştır.

Mahremiyet kavramı öğretilirken suçluluk duymasını sağlayacak ‘’ayıp’’ kelimesinden uzak durulmalıdır. Çocuğa model olmak, mahremiyeti örnekler ile kavramasını sağlamaktır. Çocuğun bir başkasının göğsünü ellemesi, kendi ya da karşı cins arkadaşının cinsel organına bakması tamamen merak içeriklidir.

Banyonun ve yatak odasının özel alanlarımız olduğunu kapıların kapatılması gerektiğini ve içeri girmek istendiğinde kapıların çalınması, yanıt için beklenmesi gerektiği öğretilmelidir. Davranışın kalıcılığını sağlamak için ebeveynlerin de çocukların özel alanlarına girerken aynı davranışta bulunmaları gerekmektedir.

  • Öpülmekten hoşlanmayan bir çocuğu öpmek ya da ona sormadan davranışı sergilemek özel alanını ihlal etmektir.
  • Çocuğa bedeninin kendisine ait olduğu ve bedeni ile ilgili konularda karar vereceği küçük yaşlarda öğretilmelidir.
  • Çocukla birlikte banyo yapılmasının veya tuvalet ihtiyacının giderilmesinin bırakmak için en uygun zaman çocuğun çıplaklığa aşırı ilgi duyduğu zamandır. (Genel olarak 2 yaşından itibaren karşı cinsten çocukların yanında çıplak olmamaya özen gösterdiğinde, çocuk kişisel gizliliği öğrenir ve sosyal durumlarda yapılabilecek-yapılamayacaklar hakkında bilgi sahibi olur.)
  • Çocuklarda cinsel gelişim başladığı andan itibaren ‘iç çamaşırı kuralı’ devreye girmelidir.
  • Bedenin özel bölgeleri çocuğa açıklanmalıdır. Bu özel bölgelere anne-baba, doktor ve öğretmeninden başkasının dokunmaması ve görmemesi gerektiği anlatılmalıdır, onun da aynı şekilde başka arkadaşlarının izni olmadan bedenlerine dokunmaması söylenmelidir.
  • Hoşlanmadığı bir dokunuşta / öpüşte ‘’HAYIR’’ istemiyorum demesi öğretilmelidir.
  • Çocukların iyi sır-kötü sır kavramını öğrenmeleri sağlanmalıdır. İyi sırların mutluluk veren sürprizler; kötü sırların mutsuz eden, rahatsızlık veren davranışlar olduğu açıklanmalıdır.
  • Çocukların tanımadıkları yetişkinler tarafından öpülmesi, kucaklanması konusunda zorlama yapılmamalıdır.

ANNE BABA YAKLAŞIMLARI

Baskıcı bir yaklaşım sergileyen ebeveynlerde; çocuk küçük yaşta cinsel organını ellemesi, keşfetmesi sonucunda anne ya da babanın ‘’cıs ellenmez, elini hemen çek’’ gibi cümleler kullanması çocukta olumsuz davranış tutumlarına yol açar.

Kışkırtıcı bir yaklaşım sergileyen ebeveynlerde; çocukları severken ilgi ve aşırı sevgi dolu kelimeler kullanıldığı takdirde çocuk, ben merkezli bir yapıya sahip olur.

Doğal yaklaşım sergileyen ebeveynlerde; çocuklar cinsel organını keşfettiğinde tepki almayınca çocuk hem bu davranışı bırakır hem de rahat bir ortam oluşmuş olur. En ideal bir yaklaşım yöntemidir.

ANNE BABALARA ÖNERİLER

  • Çocuklara cinsellik anlatılırken sadece bedensel bir durum gibi anlatılmamalı. ‘’Sevgi’’ kelimesi de dahil edilmelidir.
  • Çocuğa anne-babanın özel bölgelerine dokunması konusunda izin verilmemelidir.
  • Çocuklar dudaktan öpülmemelidir. (Cinselliği çağrıştırdığı için çocuğun kafasının karışmasına ve gelişimini olumsuz etkilemesine neden olabilir, anne babası tarafından dudağından öpülen çocuk, başkasının da kendisini dudaktan öpmesinde bir sakınca görmeyebilir.)
  • Çocuklar yaşıtları ile cinsel içerikli oyunlar oynadığında tedirgin olunmamalıdır, bu yalnızca meraktan kaynaklanan bir oyundur.
  • Çocuklar soru sorduğunda tam olarak neyi kastettiği iyice anlaşılmalıdır. Sorusu mutlaka yanıtlanmalı ancak gelişim seviyesine uygun kısa ve net cümleler olmalıdır.
  • Soru sorduğunda sorular geçiştirilmemeli, sorduğu sorudan dolayı yargılanmamalı ya da ‘’Aaa bu çok ayıp, sonra öğrenirsin’’ gibi cümleler kullanılmamalıdır. Unutmayın ki merak ettiği soruların yanıtlarını anne ve babalardan öğrenemezse güvenilir olmayan kaynaklardan öğrenmeye çalışacaktır.
  • Çocuk soru sorduğunda ebeveynlerin cevap vermeden önce biraz konuşması sağlanmalıdır. ‘’Sen ne düşünüyorsun?’’ diye sormak ne bildiğini öğrenmek için iyi bir fırsattır.
  • Anne baba cevabı biliyor ancak nasıl açıklayacağı konusunda tereddüt ediyorsa, dürüstçe ‘’Anlayabileceğin şekilde yanıt vermek için biraz düşünmek istiyorum. Bu konuyu yarın seninle tekrar konuşalım.’’ demeli ve çocuğun sorusunu en kısa zamanda cevaplamalıdır.
  • Resimli kitaplardan yararlanılabilirsiniz.
  • Mahremiyet eğitiminde kız çocuklara anne, erkek çocuklara baba tarafından verilmesi düşüncesi doğru değildir. Çocuk kime soru soruyorsa o ebeveynin yanıtlaması gerekir.
  • 3 yaş sonrasında çocuklar cinsiyet ayrımını fark etmeye başlar. Bir kız çocuğu bir erkeğin cinsel organını gördüğünde kendininkinden neden farklı ya da eksik olduğunu sorabilir. Bu tarz sorular ile karşılaşıldığında ebeveynlerin çocuklarına  ‘’sen kız olarak o da erkek olarak doğdunuz ve senin de onun da hiçbir eksiğiniz yok.‘’ demesi yeterlidir.
  • ‘’Ben nasıl dünyaya geldim?’’ sorusu ile karşılaştığınızda bebekler için annelerin karınlarında özel bir yer vardır, her bebek bu özel yerde bir süre durur ve dünyaya gelmek için hazırlanır gibi yanıtlar verilebilir.
  • Çocuklara isimleri ile seslenmek onun için çok önemlidir. Aşkım, birtanem gibi kelimeler kullanmayınız.

 

MAHREMİYET EĞİTİMİ VERİRKEN SİZLERE YARDIMCI OLACAK KİTAP ÖNERİLERİ

  • Anne Ben Nereden Geldim?      (Pedegog Ali ÇANKIRILI)
  • Ben Nereden Geldim? Miniklerin Dünyası (Sergi Camara &Teresa Herrero, Altın Kitaplar)
  • Sır Versem Saklar Mısın? (Jennifer Moore Mallinos- Redhouse Kidz Yayınları)
  • Bedenim Bana Ait (Pro Familia, Gergedan Çocuk)
  • Kiko ve El

 

TED ESKİŞEHİR KOLEJİ ÖZEL ANAOKULU

PDR UZMANI

MERVE ÜSTÜN

formats

ÇOCUĞUM OKULA BAŞLARKEN

Tarih 10 Ekim 2017, yazar içinde Anaokulu.

ÇOCUĞUM OKULA BAŞLARKEN

Yaşamsal becerileri için yeniliklerin ve değişimlerin ikinci adresi OKUL

Değerli velilerimiz;

Okul aileden sonra çocuğun içinde bulunduğu ilk temel sosyalleşme kurumudur. Okula başladığında evden farklı bir ortamda kendisini bulur. Okul sürecinin başlaması ile çocuklarda kişiliklerini kazanmaya yönelik çabalar artacaktır, çocuklar kendi iç zenginlikleri ile çevreye açılmaya başlar. O güne kadar sadece anne- babası, kardeşi varken artık hayatında başkalarının da olduğu bilincine varır. Okula başlama, zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal açıdan bir hazır oluşu gerektirir. Hazırbulunuşluk; Bir görevi güçlükle karşılaşmadan başarabilmek için gerekli özelliklere sahip olma durumudur. Ayrıca çocuğun bedensel ve psikosoyal açıdan gelişmesi olgunlaşmasına katkı sağlar. Bu sürecin sağlıklı geçirilmesi duyuşsal açıdan da çocuğun özgüven ve özsaygı yeteneklerini kazanması sağlayacaktır. Bu süreç, okula duyuşsal ve sosyal hazır bulunuşluk açısından çok önemlidir. Okula başlama heyecanlı bir süreçtir. Hem çocuk hem de aile için büyük bir yenilik ve değişimdir İnsan hafızasında yer tutacak önemli bir başlangıçtır.

UYUM SÜRECİNDE ÇOCUKLAR NE DÜŞÜNÜR?

Neden anne-babamdan ayrılıyorum?

Bu çocuklar da kim? Tüm bu çocuklar burada ne yapıyorlar?

Burası çok kalabalık. Bir sürü çocuk var. Acaba bana zarar verirler mi?

Uyum süreci sadece çocuk için değil, aynı zamanda aile içinde yeni bir deneyimi içerir.

Çünkü çocuklar okula, o zamana kadar ailesi ve yakın çevresiyle olan etkileşimleri ile edindikleri deneyimler, alışkanlıklar ve beceriler ile başlarlar. Temel yaşamsal deneyimlerin edinebilmesi bakımından ailenin tutumu, çocuğun okula uyumu sürecinde oldukça etkilidir.

Aile ve okul ortak tutum içerisinde olursa uyum süreci daha hızlı atlatılır.

 

ÇOCUKLARIN OKULA UYUMUNU KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN ANNE- BABALARA ÖNERİLER

Dönemin başladığı ilk gün her zaman, ağlayarak ebeveyninden ayrılmak istemeyen birkaç çocuk olur bu durum ise kaygılanmayı gerektirmeyen çok normal bir tepkidir. Böyle bir durumda ebeveynin yapması gereken çocuğa karşı sakin, net, bir tavırla gerekli güveni verebilmektir.

Çocuğunuzu duygusal açıdan hazırlayın, neden okula gitmesi gerektiği ve okulun ona neler kazandıracağı hakkında bilgi verin. Çocuğunuza okulda neler yapılacağını anlatın (günlük akış, kahvaltı, oyun saati vb.).

Örneğin; ”Arkadaşlarınla keyifli vakit geçireceksin, bu konuda sana yardımcı olacak ve seni sevecek öğretmenlerin olacak” Gibi cümleler kurabilirsiniz.

Normal bir gün gibi davranın, okulun ilk günü ebeveynler bazen çocuklardan daha telaşlı olabilir ve bunu çocuklarına yansıtabilirler. Ebeveynler mümkün olduğunca bu durumu çocuğa yansıtmamalıdır.

Çocuğunuza karşı kararlı ve tutarlı olmaya özen gösterin.

Bir gece önce iyi bir uyku almasını ve dinlenmesine dikkat edin. Aksi halde ilk gün stresine bir de uykusuzluğun vereceği sinirlilik eklenebilir.

Çocuğunuzda ayrılma ile ilgili problem yaşayacağınızı düşünüyorsanız bu konuda rehber öğretmen ve okuldan yardım alın.

Çocuğunuza okula başlama sürecinde sorumluluklar verin, fırsatlar tanıyın bu davranışlar çocuğunuzun kendine olan inancını artıracaktır. Örneğin çantasını hazırlama, suluğunu doldurma vb.

Okula vardığınızda çocuğunuz ile vedalaşmayı uzun sürdürmeyiniz, sınıf önünde beklemeniz çocuğunuzu daha fazla kaygılandırıp uyum süresini uzatacaktır.

Okul çıkışı onu tam zamanında alacağınızı ya da servise bindiğinde evde mutlaka onu karşılayacak birisinin olduğunu ona açıklayın.

ÇOCUKLARINIZIN OKULA UYUMUNU KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN NELER YAPMALISINIZ?

Çocuğunuza okulun ilk günlerindeki yaklaşımlar oldukça önemlidir. Sakin ve sabırlı tutumlar ile yaklaşılmalıdır.

Okulun sadece çocuklar için olduğu açıklanabilir.

Çocuğun okula karşı negatif duygular beslememesi için okulun ve okumanın kazandıracağı şeylerden bahsedilebilir. Örneğin; okulda kuracağı arkadaşlıklardan, yeni bilgiler edineceğinden bahsedilebilir.

Okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşunuz. Ancak okul çıkışı hem fiziksel hem de duygusal olarak yorgun olabileceğini ve her şeyi anlatmak istemeyeceğini unutmayınız.

Çocuğunuz eve geldiğinde “Sıkıldın mı?” “Korktun mu? “vb. ifadeleri kullanmayınız. Onun yerine “okulda en çok neyi sevdin diye sorarsanız okulda sevdiği şeylere odaklanacaktır ve onlar arasında seçim yapmaya yönelecektir.

Evde çocuğunuza bir şey yaptırmak istediğinizde öğretmen ile koşullandırmayınız. (Yemek yemezsen öğretmenine söylerim vb.)

Çocuğunuzun okulda olacağı süre içinde onun yanında plan yapmayınız bu onun okula adapte olmasını zorlaştırabilir.

Unutmamak gerekir ki; çocuğun okul ortamına alışması için aile üyelerinin kararlı olması ve ödün verilmemesi gerekir. Ailenin “Bugünlük gitmese olur.” Düşüncesini çocuk iyi kullanır. Kurallı olmazsanız okulun kuralsız olduğu fikrine sahip olabilir.

Çocuğunuzun sorularına içtenlikle yanıt verin.

Çocuğunuz ilk günlerde rahat olabilir. Ancak okula başlamış olmanın anlamını daha sonra kavrayıp tepki gösterebilir, telaş etmeyin.

Kendinizi korumacı değil, çocuğunuzun gelişimine destek ve yardımcı kişi olarak düşünün.

Uyum sürecinin uzaması ya da başa çıkamadığı bir durumun oluşması halinde, sınıf öğretmeni ve PDR Birimi ile en kısa zamanda iletişime geçilmelidir.

Çocuklarınızı yüreklendirmek sizlerin ve bizim en önemli önceliğimizdir.

TED ESKİŞEHİR KOLEJİ

ÖZEL ANAOKULU

PDR UZMANI

MERVE ÜSTÜN

 

 

formats

VELİ AKADEMİSİ – ERGENLİK DÖNEMİ

Prof Dr. Figen Çok Veli Akademisi etkinlikleri kapsamında 14 Mart Salı günü 17:30′da bizlerle olacak.

figen-cok

formats

ÇOCUK VE CİNSELLİK

Tarih 13 Şubat 2017, yazar içinde 2016-2017, İlkokul, Ortaokul.

Cinsel Eğitim sayesinde çocuk kendi bedenine ve karşı cinsin bedenine saygı duymayı öğrenir, çocuk kendi bedenini ve özelliklerini tanıdıkça özgüveninde artış olur. Cinsel eğitimi aşama aşama ve yaşına uygun olarak alan çocuğun sonraki yaşamında da karşı cinsle dengeli ilişkiler kurması daha olasıdır. Ergenlik döneminde bedensel değişiklikler konusunda bilgilendirilen çocuklar kendilerinde yaşanan ve yaşanacak olan değişimleri daha çabuk kabul eder ve yersiz korkularında azalma meydana gelir.

Doğru bilgilerle donanmış kişi cinsellik hakkında duyduğu yanlış bilgileri kolaylıkla reddeder, arkadaşlarının uygunsuz tekliflerine karşı koymakta daha başarılıdırlar. Çocuklar cinsel istismar konusunda bilgilendirildiklerinde birçok istismar olayının önlenmesi sağlanacaktır. Ailelerin genellikle bu konuda yetersiz olmalarının nedeni eğitim sistemi içinde bu konuda yeterince bilgi almamış olmalarıdır. Anne ve babaların cinsel eğitimden kaçmalarının nedenlerinden biri bu konu hakkında konuşmaktan utanç duymaları diğeri de kendilerini bu konuda yeterince bilgili hissetmemeleridir.

Oysa anne ve babalar çocukların ilk cinsel eğitimcileridir. Bu konuda doğru bir ebeveyn tutumu sergilemek için hem ilk cinsel bilgilerin aile tarafından verilmesi ve aile tarafından model olunması, okullardan eğer verilmiyorsa cinsel bir eğitim talep edilmesi verilen eğitime destek olunması gerekmektedir. Aynı zamanda ailelerin verilen cinsel eğitimin bir parçası olma ve verilen eğitimi denetleme fonksiyonları olmalıdır.

Cinsel Sağlık Eğitiminin Amacı:

  • Bireylerin (çocuk, ergen ve yetişkinlerin) bedenlerinde ve duygusal dünyalarında yaşadıkları değişiklikleri açıklamak
  • Doğru bilgiler vererek kaygılarını azaltmak.
  • Kendilerine saygı ve güven duymalarını sağlamak.
  • Cinsel istismar, ihmal gibi konularda bilgilendirmek.
  • Kendilerini koruma ve başkalarına zarar vermemeyi öğretmek.
  • Cinsellikle ilgili olumlu değer ve tutumlar geliştirmek.

 

Siz eğitim vermezseniz;

Arkadaşlarından, gazete, dergi, film, internet gibi medyatik araçlardan ve hayal dünyalarından öğrenirler. Ve bu bilgiler takdir edersiniz ki yeterince sağlıklı bilgiler olmaz.

Yaş Dönemi Özelliklerine Göre Cinsel Eğitimde Bahsedilmesi Gereken Konular:

0-6 Yaş

Öncelikle bu yaş döneminde çocuk sorduğu zaman sadece sorunun cevabına yetecek kadar bilgi vermek önemlidir. Öz bakım becerisi kazandırma, vücut temizliği, el yüz yıkama, tırnak kesimi, saç tarama ve bakımı, banyo alışkanlığı kazandırmak bu yaş grubu için önemlidir. Cinsel organların isimlerinin doğru bir şekilde öğretilmesi başka bir önemli konudur. Kızların cinsel organının vajina erkeklerin cinsel organının penis olarak öğretilmesi gerekmektedir. Cinsiyet farklılığı bilgisi verilmelidir. Bu yaşlarda oyuncaklar cinsiyete göre değişmez. Cinsel organını merak edebilir dokunarak tanımaya çalışabilirler bu durumda pis ayıp günah gibi kelimeler kullanmamak gerekir. Anne ve baba ile banyo yapılması 6 yaştan itibaren bitirilmelidir. Çocukla konuşurken cinsiyetine uygun iletiler gönderilmesi gereklidir. Çocuğun bedensel farkları öğrenebilmesi için doğal yoldan gözlem yapmasına fırsat tanımalı çocuk kime soru sorduysa cevapları o kişiden alması ve en önemlisi çocuklarımızı severken cinsel bölgelere değmemeye özen göstermek gerekmektedir.

Unutmayın cinsel eğitim konusunda yapılan en önemli hata gereğinden fazlasını çocuğa anlatmaktır.

6-12 Yaş

Bu yaş grubu çocuklara cinsel gelişimle ilgili bilgi verilirken çocuğun soru sorması beklenmez.

Çocuğun gelişim hızına göre doğru zamanda anne baba tarafından bilgi verilir. Çünkü her çocuk farklı zamanlarda ergenlikle ilgili belirtiler vermeye başlar. Okulda verilen eğitimlerde kalabalık bir ortamda olabileceklerinden ötürü çocuklar kafalarındaki bazı soruları sormaya çekinebilirler. Çocukla iletişim en önemli konu olmalıdır. Kızlara regl-menstürasyon hakkında erkek çocuklara gece ıslanmaları konusunda bilgi verilmesi gerekmektedir. Yaşadığı bedensel değişiklik nedeni ile temizlik ve hijyen alışkanlığı ile ilgili konuşulmalı, aile kavramı ve önemi sosyal yaşantının kuralları ve sınırları vurgulanmalıdır. Ergenlik dönemine girerken beklenilen değişimlerle ilgili ön bilgiler verilmelidir. Çocuğa senin doğru olanı yapacağını biliyorum ama bana ihtiyacın olduğunda yanındayım mesajı verilmelidir.

Yaşı ne olursa olsun çocuklarınızla utanmadan saki bir dille konuşmak sordukları sorulara yaşlarına uygun basit ve kısa cevaplar verebilmek önemlidir. Çocukların gelişiminde anne ve babalar eşit sorumluluktadır. Anne kız çocuğu baba da erkek çocuğu bilgilendirebilir fakat kız ya da erkek olsun çocuklar hem anne hem de babaları ile konuşabilmelidirler. Çocuğa verilecek bilgiler konusunda eşler aynı fikri paylaşmalıdır. Eşlerden biri çocuğa cinsellikle ilgili bilgi verdiğinde mutlaka diğerini de bilgilendirmelidir. Çocuklarımıza cinsellik konusunda açık davranırken bu konuda sınırlar olduğunu da öğretmemiz gerekir. Her insanın özel hayatı vardır ve HAYIR kelimesine mutlaka saygı gösterilmesi gerekmektedir. En doğru ve en kolay eğitim iyi bir örnek olarak yapılır. Anne ve baba çocuklarının yanında bir rahatsızlık hissetmeden rahatlıkla birbirlerine sarılıp sevgilerini ifade edebiliyorsa çocuklar bu duyguların nasıl bir şey olduğunu daha rahat anlayabilirler. Yalnız anne ve baba çocuklarının yanında ne kadar samimi olmaları konusunu abartmamalıdır. Kapalı kapıların çalınmadan açılmaması gerektiği öğretilmelidir Ev içi kıyafetlerine dikkat edilmeli çıplak dolaşılmamalı mahremiyet kavramına özen gösterilmelidir. Çocuklar aynı yatakta ve mümkünse aynı odada yatırılmamalıdır. Çocuklar anne ve babalarının yatağında yatmamalıdır.

Bu yazı TED Eskişehir Koleji Anaokulu-İlkokul Rehberlik Biriminin hazırladığı Çocuk ve Cinsellik Bülteninden derlenerek yazılmıştır. Daha ayrıntılı bir okuma yapmak için aşağıdaki linkten bültenimizi okuyabilirsiniz:

http://www.tedeskisehirpdr.com/kitapcik/cocukvecinsellik/index.html

Biz de okulumuzun anaokulu ve ilkokulu kademlerinde mahremiyet, kişisel sınırlarımı korumanın önemi, bedenini tanıma, güvendiğim büyükler iyi dokunma-kötü dokunma, hayır demeyi öğrenme, farklılıklara saygı, ön ergenlik grup rehberliği (4. Sınıflar İçin) gibi konularda eğitimleri sene boyunca sürdürmekteyiz.

KONU İLE İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ:

  • Bana Neler Oluyor? – Peter Mayle (Çeviri: Emel Aksay), Sistem Yayıncılık, 1997
  • Ben Nereden Geldim? – Peter Mayle (Çeviri: Emel Aksay), Sistem Yayıncılık, 1997.
  • Bana Bir Şeyler Oluyor. – Alex Frith, 06 Yayıncılık,
  • Anne Bu Ne?-Jülide Sevim, Remzi Kitabevi
  • Vücudumuz-TÜBİTAK
  • Çocuğunuzun Gelişen Cinselliği: Bebek Bezinden İlk Randevuya-Debra Haffner, Optimist Yayınları, 2007.
  • 4- 6 Yaş Çocuklar için Cinsel Bilgiler- Isabel Fougere,Epsilon Yay.2009
  • 7-9 Yaş Çocuklar İçin Cinsel Bilgiler, Gilbert Tordjman, Epsilon Yay,2009.
  • 10-13 Yaş Çocuklar İçin Cinsel Bilgiler, Chiristiane Verdoux, Epsilon Yay, 2009.
  • Bebekler Nereden Gelir?- Doris Rütbel,Mikado Yay,2016.

 

Kaynakça:

  • TED Okulları PDR Standardizasyon Çalışmaları, Koruyucu ve Önleyici Rehberlik Kılavuzu,2014-2015,Modül 5
  • Çocukların Cinsel Eğitimi: Geçmişten Günümüze Bir Bakış, Eğitim ve Bilim,2008,Cilt 33,Sayı 150.
  • Gelişim Psikolojisi, Bekir Onur,2014
  • Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, Cinsel Gelişim, Ankara 2007.
  • Çankaya Rehberlik Araştırma Merkezi, Cinsel Gelişim, Ankara 2009

 

 

 

 

 

formats

ÇOCUĞUN BAŞARISINDA AİLENİN ROLÜ

Tarih 11 Ekim 2016, yazar içinde 2016-2017, Lise, Yazılar.

BAŞARI VE AİLE

 

Her anne-baba çocuğunun okulda ve sınavlarda başarılı olmasını arzu eder. Çocuğuna bu konuda destek vermek kuşkusuz her anne-babanın en önemli görev ve sorumluluklarından biridir, böyle de olmalıdır. Çoğu anne-baba bu konuda duyarlı olmasına rağmen neleri, nasıl, ne zaman yapacağını tam olarak bilemez.
Değinilen konular; başarı kavramı, çocuklarımızın başarılı olması adına yaptığımız yanlışlar, başarıyı destekleyen aile tutumları.

BAŞARIDAN NE ANLAMALIYIZ?

Her anne-baba çocuğunun başarılı olması için elinden geleni yapar ve iyi bir eğitimin çocuğunu başarılı kılacağını umar. Bu umudun altında, okul başarısının kısa vadede meslek ve iş başarısının, daha uzun vadede yaşam başarısının temelini oluşturacağı inancı yatar. Oysa okul başarısı bireyin meslek başarısını garanti etmez. Okul başarısı başka bir tür başarı, meslek başarısı ise okul başarısını da kapsayan ama daha birçok yönü de içeren daha karmaşık bir başarı türüdür. Başarı sosyal duygusal ve kişilik yönleriyle de ele alınmalı. Yaşam başarısı ise, kişinin tüm gereksinmelerinin (yaşamsal gereksinimler, zihinsel gereksinimler, duygusal gereksinimler, yaşama anlam verme gereksinimi) hepsine hitap eder ve onun yaşamının tümünü kapsar. Okul yıllarında ders başarısı orta olan, hatta gerektiği kadar uyum sağlayamayan, buna karşılık yaşam başarıları yüksek olan çok sayıda birey vardır.
Anne-babalar çocuklarının başarılı olmasını isterken gerçekten ne istediklerini çok iyi bilmek zorundadırlar. Çünkü anne-babanın başarı anlayışı, onların çocukla etkileşimine yirmi dört saat boyunca yön verir, anne-babanın çocukla kurduğu bu temel ilişki, onun özünü, karakterini, yaşama bakış tarzını biçimlendirir. 

BAŞARI

Yaşamdaki amacını bilmek,
Potansiyelinin son noktasına ulaşmaya çalışmak
Ve başkalarına yararlı tohumlar ekmektir

.
BAŞARILI İNSANLARIN BİRKAÇ ÖZELLİĞİ;

 

Başarma İsteği ve Hevesi
Başarılı insanlar çalışmaya başlarken stres, panik yaşamazlar, istek, heves, şevk duyarlar. Çocuğun başarma isteğini, hevesini canlandırmak için onun sınırlarına ve sorumluluklarına saygı duymak, onun yerine karar vermeyi bırakmak, o konuştuğunda yargılamadan dinlemek gerekmektedir. Çocuğun kendisini, yaşamını, ilişkilerini keşfetme çabasına ve bir şeyleri deneme yanılma yoluyla bulmasına yani yaşam direksiyonunu eline almasına izin verilmelidir. Yaşamının direksiyonuna oturduğunu hisseden çocuk da heyecan ve şevk artması görülecektir. 

Hedef Belirleme

Her çocuğun, yapmak istediği şeyler hakkında hayalleri ve umutları vardır. Ailelerin bu hayalleri ve umutları küçümsemeden, yargılamadan dinlemesi, bu hayal ve umutların gerçekçi olması yönünde çocuğu desteklemesi çok önemlidir. Çocuk kendisinin belirlediği ve ailesinin desteğini aldığı hedeflerine ulaşmak için ders masasının başına istekli oturur ve şevkle ders çalışır.

Duygu ve Düşüncelerinin Farkında Olma

Çocuklar ilk olarak dış dünyayı keşfederler, zamanla kendi içlerine yönelirler, kendi duygu ve düşüncelerini gözleyerek farkına varmaya başlarlar. Çocuğun kendisiyle, duygu ve düşünceleriyle ilgili farkındalığının gelişmesi, kendine saygı ve güven duyması için ailenin çocukla iletişim içinde olması ve “”Seni umursuyorum”", “”Seni olduğun gibi kabul ediyorum”", “”Sen değerlisin”", “”Sana inanıyorum”", “”Seni sen olduğun için seviyorum”" mesajlarını vermesi gerekir. Bu mesajlar ilişki içinde sözle değil, davranışla iletilir. Bu tür iletiler, yaptığı seçimlerle kendi yaşamını oluşturan ve bu seçimlerin sorumluluğunda olan çocuklar ortaya çıkartır.

Sorumluluk Bilinci

 

Çoğu ailede çocuğun sorumluluğunu anne-baba kendi üzerine aldığından, çocukta sınırlar ve sorumluluk bilinci gelişmemektedir. Sınırlar ve sorumluluk bilinci gelişmeyen çocuk gelişemez. Çünkü yıllarca koruyucu ve denetleyici tutum içinde olan anne-baba çocuğunun karşısına çıkan sorunlarla onun yerine uğraşmış, iyi niyetli bu yaklaşımıyla çocuğun sorunla baş başa kalarak gelişmesine engel olmuştur.

Koruyucu ailelerin çocukları onlar için her şeyden önemlidir. Bu tür ailelerde çocuğun yoğun olduğu dönemlerde ödevlerin anne-baba tarafından yapıldığı bile görülür.
Denetleyici aileler çocuğun ders çalışma süreçlerini kontrol altında tuttuklarından çocuklarının tek başlarına iş yapabileceklerine inanmazlar. Denetleyici anne-baba değişik bahaneler bulup sık sık çocuğun odasına girer ve ne kadar ders çalışmış diye çaktırmadan kontrol etmeye çalışırlar. Ailelerin çocuğun sınırlarını ihlali yalnız ders çalışma zamanına müdahaleyle kalmaz. Bazı anne-babalar çocukların sosyal yaşamlarına izin vermez. Bu durumda öğrenci “”Nasıl olsa annem-babam benim yeterince çalışmadığımı düşünüyor, bari çalışmayayım”" diye düşünmeye başlar.

Kimi ailelerde de çocuğu aşırı serbest bırakma ve aşırı bağımsızlık verme eğilimi vardır. Bu ailelerde çocuk hiçbir şeyden sorumluluk duymaz. Bu tür bir aile tutumuyla büyüyen çocuk soruşturmayı, fikir almayı öğrenemez.
Gençlerde sorumluluk bilinci oluşturabilmek için; yaş dönemine ve gelişimsel düzeye uygun sorumluluklar vermek, kararları onun vermesini istemek, onu bu yolda desteklemek, sonuçları düşündürmek, değerlendirmek, eleştirmek ve onun bunu yapmasını sağlamak, yanlışlarını görmesine, yanlışlarını kabul etmesine yardımcı olacak analiz gücünü kazandırmak gerekir.

 

“”İzin verelim de çocuklarımız yaşamlarını tirübünlerde seyirci olarak değil, sahada oyuncu olarak geçirsinler”"

 

BAŞARIYI OLUMSUZ ETKİLEYEN BAZI DÜŞÜNCELER

Ondan bir şey istemiyoruz ders çalışsın yeter!
Anne-babalar zaman zaman çocukları için yaptıklarını dile getirerek onları baskı altına alma gayreti içine girmektedir. Çocuklarına çok emek verdiklerini, çok masraf ettiklerini, iyi bir yere gelmesini istediklerini anne-babalar tekrar tekrar söylemeye başlayınca bu sözler ilgi ve sevgi ifadesi olmaktan çıkıyor, çocuk üzerinde yoğun bir baskı oluşturabiliyor ve bu sözler sevgi ilişkisinin alışveriş ilişkisine dönüşmesine neden oluyor.
Başarıya endeksli ilişkide, anne-baba çocuğa “”Ne kadar başarı, o kadar sevgi”" mesajı vermektedir. Çocuğun özgüvenini ve kendine saygısını en çok zedeleyen, bu tür başarıya endeksli anne-baba-çocuk ilişkisidir. Başarıya endeksli koşullu sevgi çocuğa yarar yerine zarar verir. Söz konusu ailelerde anne-babaların genellikle “”Dersler nasıl”" gibi okulla ilgili konular dışında çocuklarıyla geliştirebildikleri bir iletişim alanı yoktur. Oysa çocuklarla konuşulan konular sadece “”okul-ders-kurs”" olmamalıdır. Bunların dışında ve olabildiğince özel ve duygusal konular gündem yapılmalıdır. Bunun içinde mümkün olduğu kadar ortak yaşantılar paylaşılmalıdır.

Çok zeki ama çalışmıyor…

Anne-babanın çocuğun gerçek kapasitesini görememesi ve beklentilerinin yüksek olması başarı konusunda yapılan hatalardan biridir. Bu hata, anne-babanın, “”Çok zeki ama çalışmıyor”" diye öfkelenerek çocuğun üzerinde daha büyük bir baskı uygulamasına neden olur. Çocuktan beklentinin onun sınırları dahilinde olması ve bu sınırlar içinde hareket edilmesi başarı için önemlidir. Anne-babalar çocukların sınırlarını tanımaya, onların yetenekleri, ilgi ve değerlerini anlamaya çalışmalıdır.

Komşunun oğlunun onun kadar imkanı yok ama daha başarılı…

Bu cümleyi duyan çocuğunuz karşınıza geçip ; “”Siz beni arkadaşımla kıyasladınız. Şimdi sıra bende dese ve başlasa kıyaslama yapmaya. Arkadaşımın babasının yüzünden gülümseme eksik olmuyor. Haftada en az bir saat bütün aile bir masanın etrafında toplanıp konuşuyor ve birbirlerini dinliyorlar. Sıklıkla birbirlerine sarılıyorlar ve çocuklarını cesaretlendiriyorlar. Küçük hatalarını görmemezlikten geliyorlar ve çocuklarının yaptığı hatalardan ders çıkarmasına, öğrenmesine fırsat tanıyorlar. Çocuklarının hangi yeteneklere sahip olduğunu biliyorlar ve onu yeteneklerini geliştirmesi yönünde destekliyorlar. Çocukları eve geldiğinde ilk cümleleri “”nasılsın”" oluyor. Nasihat etmek yerine örnek davranışlar göstererek eğitiyorlar “”dese ne hissederdiniz? Bir insanı kıyaslamak kadar inciten, yaralayan ve üzen, başarı ve performansına zarar veren bir başka ebeveyn tutumu yoktur. Eleştirmeniz gerekiyorsa, cümleleri iyi seçerek ve eleştirinizi onun kişiliğine değil, yaptığı davranışa yönelterek yapınız.

Çalışmak için oturuyor ama sürekli aklı başka yerlerde…

Bir geçiş döneminde olan genç ergenlikle birlikte bir “”değişim ve başkalaşım”" sürecinden geçmektedir. Bu hızlı büyüme ve değişime paralel gencin ilgileri de değişmektedir. Unutkan, dalgın, dikkatini yoğunlaştıramayan, okuduğunu anlayamayan bir genç haline gelmesi bundandır. Pek çok ergen başarma isteğini uyandıracak o kıvılcımı yaşayamaz. Bu durumda en iyi yaklaşım “”genci anlamaya çalışmak”" onu empatik dinlemektir.

O kadar söyledim ama dinlemiyor ki!

Çok konuşan aile, giderek etkisini yitirdiği için artık çocuklarda onları önemsemiyorlar. Bazen o kadar çok konuşuyoruz ki sırf bizim bu çok konuşmamızdan dolayı isteklerimiz yerine getirilmiyor.
Halbuki bazen susmak, bazen beden dilini kullanıp sözel hiçbir ifade kullanmamak bazen de tam bir cümle bile kurmadan kısacık bir sözlü mesaj göndermek. İşte yapılması gereken bunlar.

 

Sonuç olarak;

Ailenin çocuğu gerçek anlamda tanıması, onunla ilgili gerçekçi beklentiler içinde olması çok önemlidir. Çünkü ailenin çocukla kurduğu ilişkinin türü, çocuğun okul başarısını etkileyen en önemli ve en can alıcı nokta olarak karşımıza çıkmaktadır.

“”Şu dünyada her şeyin en iyisine layık çok özel ve güzel bir çocuk var!

O, sizin evinizde yaşıyor.””

 

TED ESKİŞEHİR KOLEJİ

ANADOLU LİSESİ REHBERLİK SERVİSİ

 

 

KAYNAKÇA
Doğan Cüceloğlu; Başarıya Götüren Aile
Remzi Kitabevi; İstanbul 2006
Hasan Yılmaz;Sevgili Anne ve Babacığım Lütfen Bu Kitabı Okur musunuz!
Çizgi Kitabevi; Konya 2004
Erdal Atabek; Erken Büyüyen Çocuklar
Altın Kitaplar; İstanbul 2002
Haluk Yavuzer; Gençleri Anlamak
Remzi Kitabevi;İstanbul 2005

formats

BİRLİKTE SEVİNELİM

TED Eskişehir Koleji TEB’li öğrenciler 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde “Birlikte Sevinelim” isimli sosyal sorumluluk pro…jesi başlattı. Proje kapsamında sosyo-ekonomik düzeyi düşük bir mahallede bulunan ilkokul  ile iletişime geçilerek öğrencilerin ihtiyaçları tespit edildi.
Öğrencilerin çocuk bayramlarını kutlamak ve onları sevindirmek için kolları sıvayan öğrenciler ihtiyaçların alınması için TED Eskişehir Koleji Özel Anadolu Lisesinde kendi yaptıkları yiyeceklerle kermes düzenlediler. TED burslu öğrencilerimiz kermesten elde edilen gelirle aldıklar hediyeleri ihtiyaç sahibi kardeşlerine 23 Nisan hediyesi olarak takdim ettiler ve sevinçlerine ortak oldular.

 

BİRLİKTE SEVİNELİM

BİRLİKTE SEVİNELİM (daha&helliip;)

formats

KARİYER GÜNLERİ’NİN BU AYKİ KONUĞU BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ REKTÖR DANIŞMANI TURGAY POLAT’TI

TED Eskişehir Koleji Özel Anadolu Lisesi PDR servisinin her ay düzenlediği “Kariyer Günleri” etkinliklerinin bu ay ki konuğu Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Danışmanı Turgay Polat oldu.

12 Nisan 2016 Salı günü “Geleceğin İnsanı Olma” başlığı altında öğrencilerle söyleşi yapan Turgay Polat İnovatif düşünce ve bakış açısına sahip, iletişim becerileri yüksek ve girişimci bireyler olmanın gerekliliğinin altını çizdi. Anlatımlarını sayısal verilerle destekleyen Turgay Polat tüm dünyanın kullandığı Instagram, WhatsApp gibi programları çok genç öğrencilerin gerçekleştirdiğini, ileri teknoloji ihracatı ile ülkelerin son 40 yılda nasıl kalkındığını öğrencilere akıcı bir dille ifade etti. Türk eğitim sistemi içerisinde öğrencilerin sınav odaklı hareket edip proje temelli çalışmalardan uzak durduğunu oysaki dünyaca ünlü ve başarılı üniversitelerin öğrenci seçimlerinde bunların ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak dünya insanı olarak hareket etmeleri gerektiğini tavsiye etti.

Konuşmasının sonunda katkılarından dolayı Turgay Polat’a öğrencilerimiz plaket takdim ettiler.

TED Eskişehir Koleji Kariyer Günleri etkinliğine katkılarından dolayı Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Danışmanı Turgay Polat’a teşekkür ederiz.

KARİYER GÜNLERİ’NİN BU AYKİ KONUĞU BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ REKTÖR DANIŞMANI TURGAY POLAT’TI (daha&helliip;)

formats

ERKEN KARİYER PROGRAMIMIZ 10. SINIF ÖĞRENCİLERİYLE DEVAM EDİYOR

TED Eskişehir koleji olarak, öğrencilerimizin kariyer planlarına katkı sağlamak ve mesleki yönlendirme de doğru tercih yapabilmeleri amacıyla meslekleri yerinde, tüm gerçekleriyle yaşama fırsatı sunan “ERKEN KARİYER” programı 10. sınıf öğrencileriyle Nisan ve Mayıs ayları içerisinde devam ediyor.

Tıp, Hukuk ve Mühendislik fakültelerini tercih edecek öğrencilerimiz 14 Nisan 2016 Perşembe günü meslekleri, alanında uzman kişiler eşliğinde gerçek iş ortamları içerisinde bire bir yaşama ve gözlemleme şansına sahip oldular.

Programımıza destek verdikleri için Hakim Berrin Yeşilyurt, Prof. Dr. Birgül Yelken ve ALP Havacılık Proses Mühendisi Burak Ünal, Kurumsal İletişim Operasyon Müdürlüğü Asistanı Işık Çavuşoğlu’na katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

ERKEN KARİYER

ERKEN KARİYER (daha&helliip;)

formats

KARİYER GÜNLERİ

KARİYER GÜNLERİ

TURGAY POLAT
Bahçeşehir Üniversitesi
Basın ve İletişimden Sorumlu Rektör Danışmanı – Eğitim Yazarı

Tarih: 12 Nisan 2016 Salı – Saat: 13.00
Yer: Metin Sürel Kongre ve Kültür Merkezi

Turgay Polat

formats

KARİYER GÜNLERİ

OZAN BUDAK

İstanbul Bilgi Üniversitesi – Ankara Bölge Müdürü

Tarih: 23 Şubat 2016 Salı – Saat: 13.30

Yer: Metin Sürel Kongre ve Kültür Merkezi

Ozan Budak

formats

“KARİYER GÜNLERİ” NİN BU AYKİ KONUĞU İÇ MİMAR VE AKADEMİSYEN DOÇ. DR. B. BURAK KAPTAN’DI

TED Eskişehir Koleji Özel Anadolu Lisesi PDR servisinin her ay düzenlediği “Kariyer Günleri” etkinliklerinin bu ayki konuğu Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü İçmimarlık Bölüm Başkanı Doç. B. Burak Kaptandı.

İlk, orta ve lise öğrenimini TED Ankara Kolejinde tamamlayan Doç. Dr. Burak Kaptan öğrencilerimize bizden biri olarak yıllar sonra kendi evinde hissetmenin verdiği mutluluktan ve TED mezunu olmasının ayrıcalıklardan gururla bahsetti. TED mezunu olmanın verdiği ayrıcalıkları üniversiteye adım atıldığı anda daha net anladığını ifade eden Burak Kaptan, TED mezunu olarak her alanda daha donanımlı, hayata bakış açısının herkesinkinden daha farklı olduğunun ve en önemlisi aldığı İngilizce eğitimiyle sistemin gerektirdiği sınavları kolaylıkla verdiğinin altını çizdi.

İç Mimarlık mesleğinnin özelliklerini ve tarihi gelişimini Powerpoint sunumu eşliğinde akıcı ve hareketli bir sunumla gerçekleştiren değerli hocamız, söyleşi sonunda öğrencilerimizin sorularını keyifle yanıtladı.

Konuşmasının sonunda katkılarından dolayı Doç. Dr. Burak Kaptan’a TED Eskişehir Koleji Arge ve Proje Koordinatörü Oğuz Turan tarafından günün anısına plaket takdim edildi.

TED Eskişehir Koleji Kariyer Günleri etkinliğine katkılarından dolayı değerli hocamıza teşekkür ediyoruz.

KARİYER GÜNLERİ

KARİYER GÜNLERİ (daha&helliip;)

formats

KARİYER GÜNLERİ

Doç. Dr. B. BURAK KAPTAN

Anadolu Üniversitesi – Güzel Sanatlar Fakültesi – İç Mimarlık Bölümü

Tarih: 14 Ocak 2016 Perşembe – Saat: 15.00
Yer: Metin Sürel Kongre ve Kültür Merkezi

Burak Kaptan

formats

PDR UZMANLARIMIZ HİZMET İÇİ EĞİTİMDE

Tarih 22 Aralık 2015, yazar içinde 2015-2016, Genel.

19 Aralık 2015 tarihinde okulumuz PDR uzmanları Esin Özgen, Ödül Elif Altaşer ve Yasemin Gültekin TED Konya Kolejinde düzenlenen Bağımlılık ve Bağımlılıkla Baş Etme Yolları konusunda hizmet içi eğitime katıldılar.

IMG-20151219-WA0075

IMG_20151219_095433

formats

KARİYER GÜNLERİ – Prof. Dr. YASEMİN YAZAN

Tarih 22 Aralık 2015, yazar içinde 2015-2016, Lise.
KARİYER GÜNLERİ
Prof. Dr. YASEMİN YAZAN
Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi
Tarih: 24 Aralık 2015 Perşembe – Saat: 15.00
Yer: Metin Sürel Kongre ve Kültür Merkezi
KARİYER GÜNLERİ
formats

ERKEN KARİYER PROGRAMIMIZIN DÖRDÜNCÜSÜNÜ TAMAMLADIK

TED Eskişehir koleji olarak, öğrencilerimizin kariyer planlarına katkı sağlamak ve mesleki yönlendirme de doğru tercih yapabilmeleri amacıyla meslekleri yerinde, tüm gerçekleriyle yaşama fırsatı sunan ?ERKEN KARİYER? programı 16-17 Aralık 2015 tarihlerinde gerçekleştirdik. Proje kapsamında öğrencilerimiz ilgi duydukları veya gelecekte seçmeyi düşündükleri meslekleri, o meslekte uzman kişiler eşliğinde gerçek iş ortamları içerisinde bire bir yaşama ve gözlemleme şansına sahip oldular. Aynı zamandı ilgili mesleğin teorik kısmı olan lisans eğitimini üniversitelerin ilgili bölümlerinde dersler izleyip öğretim elemanlarıyla birebir görüşme imkanı bularak kariyer planlarına yön verdiler. Projemize destek veren tüm kurum, kuruluş ve kişilere sonsuz teşekkürler.

PROJEMİZE DESTEK VEREN KURUM VE KİŞİLER:

Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Prof. Dr. Birgül YELKEN

Ford Otosan İnönü Eskişehir Fabrikası

Ercan KARAKURT (Merkezi Bakım ve Çevre Mühendis Yöneticisi)

Mümtaz ŞOGUR ( Endüstri İlişkiler ve İdari İşler Ekip Lideri)

Ömer Ersoy ALANYALI ( Boyahane Prosesleri Ekip Lideri)

Ceyhun BAKIRHAN (Proses Mühendisi)

Güven HAND (Endüstri Mühendisi)

Gizem YALAMANOĞLU (İnsan Kaynakları Uzmanı)

ARÇELİK

Ali ORHAN ( İnsan Kaynakları Yöneticisi)

Aslı ÇELİK ( Mühendis)

Anadolu Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Pilotaj Bölümü

Ergün ALTUĞ (Pilot Öğretmen)

Anadolu Üniversitesi Moda Tasarım Bölümü Ayla CANAY (Okutman)

Atabir İnşaat Murat ÖZARSLAN ( İnşaat Mühendisi)

Hakim Berrin YEŞİLYURT

Aslı ERİMEZ (Mali Müşavir)

KYS Mobilya Göksal GÜNAYDIN (Tasarımcı/Grafiker)

İlhanlar Veteriner Kliniği Naciye İLHAN ( Veteriner Hekim)

Sena Mimarlık Gültekin GÜNER (Mimar) ve çalışanlar

ERKEN KARİYER PROGRAMIMIZIN DÖRDÜNCÜSÜNÜ TAMAMLADIK

ERKEN KARİYER PROGRAMIMIZIN DÖRDÜNCÜSÜNÜ TAMAMLADIK

ERKEN KARİYER PROGRAMIMIZIN DÖRDÜNCÜSÜNÜ TAMAMLADIK (daha&helliip;)