TED ESKİŞEHİR KOLEJİ PDR BLOG SAYFASI - Eğitimde Bir TÜRKİYE Markası!
Facebook Twitter YouTube
formats

ALAN VE MESLEK SEÇİMİ

Alan seçimi bireyin ilgi, yetenek ve yaşamdan beklentilerinin değerlendirilmesini içeren bir süreçtir. İlerleyen yıllarda seçilecek meslek için atılan en önemli adımlardan bir tanesidir. Bireyin hayatında ilgi ve yeteneklerine bağlı olarak başarısının yüksek olduğu derslere yönelik alan seçimi yapması, gelecek yıllarda sınava hazırlık sürecini kolaylaştıracak olmakla birlikte sınavda başarılı olabilmesi için uygun sınav stratejileriyle sınava hazırlanmasına zemin hazırlayacaktır.

Gelecekte bir meslekte başarı elde edilmek isteniyorsa bireyin mesleki yönelim aşamasında kendini iyi tanıması, ilgi ve yeteneklerinin farkına varması ve doğru bir şekilde adım atması önemlidir. Alan seçimi yapılırken her zaman ölçüt olarak bireyin kendisi alınmalıdır. Kariyer imkânı yüksek olan mesleklerin öne çıkarılması yerine bireyin kendini gerçekleştirebileceği ve bu sayede mutlu olabileceği bir mesleğe yönelmesi çok daha sağlıklı olacaktır.

Birey, alan seçimini gerçekleştirirken aynı zamanda gelecekte seçeceği mesleğin alt yapısını oluşturmaya başlamaktadır. Verilecek olan bu karar, bireyin çalışma ortamını, çevresindeki insanların bakış açılarını ve değer yargılarını şekillendireceği için süreç boyunca hassas ve dikkatli olunması gerekmektedir. Bireyin, süreç boyunca sağlıklı kararlar verebilmesi için cevaplaması gereken sorular şu şekildedir:

1.Yetenekli olduğum alanlar hangileri?

2.Kendimi hangi derslerde daha başarılı görüyorum?

3.Yapmaktan keyif aldığım şeyler neler?

4.Kişilik özelliklerim seçmeyi düşündüğüm meslekle uygun mu?

5. Seçmeyi düşündüğüm alan ve meslekten beklentilerim neler?

Sahip olunan yetenekler bireye hangi meslek grubunda daha başarılı olacağını, ilgiler ise hangi işleri yapmaktan zevk alacağını fark ettirir. İlgi alanları belirlenirken var olan ilginin bireyde uzun süreli oluşuna dikkat edilmelidir. O ilgi alanında bireyin yeteneği yoksa hobi olarak bunu hayatında sürdürebilir. Yetenek ve ilgi alanı uyuştuğunda ise bu alanda bir mesleğe yönelindiğinde mesleki doyum ve başarı beraberinde gelecektir. Alan ve meslek seçiminde kişilik özellikleri çok önemlidir. Her meslek grubu kendi içinde birtakım özellikler barındırmaktadır. Meslek seçimi yapılırken bireylerin o mesleğin gerektirdiği kriterlerin kendisinde olup olmadığını gözden geçirmesi gerekmektedir.

Meslek denilen kavram, bireyin kendini ifade etmesinin bir yolu olarak görülür.  Doğru meslek seçimi yapıldığında birey, mesleki doyumu yüksek derece sağlar. Bu doyum, bireyin hayatının diğer alanlarını da doğru orantılı olarak etkiler. Bu doyuma varabilmek için öncelikle bireyin değerlerinin farkına varması gerekir. Mesleki değerler incelendiğinde toplumsal saygınlık, liderlik, yaratıcılık gibi birtakım değerler karşımıza çıkar. Birey, var olan bu değerleri kendi değer yargılarıyla bütünleştirebildiği takdirde sağlıklı seçimler yapabileceğini fark edecektir. Karar verme sürecinde ise bireyin yapması gereken yeteneklerini, ilgilerini ve değerlerini fark etmesi ve bununla beraber mesleklerin çalışma alanlarını, ortamlarını ve gerektirdiği özellikleri inceleyip fikir sahibi olmasıdır.

Sizler, ebeveyn olarak çocuğunuzun yanında olduğunuzu ona hissettirmeli ve verdiği kararın sorumluluğunu almasına yardımcı olmalısınız. Unutmayın ki çocuğunuzun hedefi ve hayalleri sizinkilerden farklı olabilir. Bu noktada durup kendi duygu ve düşüncelerinizi gözden geçirmelisiniz. Bu süreçte çocuğunuza yol gösterebilir, fikir sunabilirsiniz fakat onun bir birey olduğu gerçeğini dikkate alarak son kararı onun vermesine özen göstermelisiniz.

TED Eskişehir Koleji Özel Anadolu Lisesi

Psikolojik Danışmanı ve Rehber Öğretmeni

ECE SEVİNÇ

formats

DUYGU REGÜLASYON BECERİLERİ

DUYGU REGÜLASYON BECERİLERİ

 En doğru duygu eğitimin birinci kuralı GÜVENDİR. Ailesine güvenen her çocuk kendini rahatlıkla ifade edebilir. Çocuklar ne anlatırsa anlatsın; onları eleştirmeden, dalga geçmeden ve önemseyerek dinlemeliyiz. Okul öncesi dönemde damgasını vuran öfke nöbetleri ve ağlama krizleri, küçük çocukların duygularını nasıl kontrol edebileceklerini henüz öğrenmediklerinin de somut bir göstergesidir. Ancak bu günlerin geçip gitmesini ve bir an önce büyümelerini beklemek yerine büyük faydalar sağlayan “duygu becerilerini” çocuklarımıza öğretmektir.

Küçük yaşlardan itibaren çocuklara duygular konusunda net ve açık bir eğitim vermenin ne kadar etkili olduğu bilinmelidir. Sosyal ve duygusal beceriyi öğrenen çocukların daha az öfke ve kaygı sergilediklerini ve daha iyi birer sosyal problem çözücülere dönüştüklerini görebiliriz. Erken çocukluk dönemindeki olumlu sosyal davranışlarla, gelecekteki akademik başarı ve zihinsel sağlık arasında güçlü bir bağ bulunuyor. Diğer bir ifade ile, çocuklar kendilerini sakinleştirmeyi, duygularını ifade etmek için kelimeleri kullanmayı ve başkalarına karşı nazik ve iyi davranmayı öğrendiklerinde, gelecekteki başarılarının ve ruhsal sağlıklarının da temellerini atıyorlar.

1. Duyguları İsimlendirin

Etkili öğrenmenin temeli “yansıtarak” dinlemektir. Çok küçük çocukların ve anaokulu çocuklarının kendilerini dille ifade etme becerileri sınırlıdır. Ancak anne babalar ve öğretmenler, çocukların davranışını – bağırmak, itmek, ağlamak ya da geri çekilmek olabilir – “dinleyebilirler” ve sonra da bunu onlara yansıtarak hissettikleri şeye bir isim koymalarına yardımcı olurlar.

  • “Çok kızgınsın! Küçük kardeşin resmini yırttı ve sen de çok kızdın.”
  • “Çok üzgünsün. Anneannen gitti ve sen de gitmesini istemedin. “Çok mutlusun! Kocaman bir balonun var ve çok mutlu olduğun için zıplayıp duruyorsun!”

Çocuklar büyüdükçe duygusal kelime haznelerini geliştirmek adına onları çeşitli kelimeler ile tanıştırmak için de aynı yöntemi kullanabilirsiniz: “Hayal kırıklığına uğramış gibisin. Kulen yıkıldı ve sen onu yapmak için çok uğraşmıştın! Bu çok moral bozucu.” Ya da, “Şaşkın görünüyorsun. Şimşek gerçekten çok sesliydi ve seni çok şaşırttı.”

2. Duyguları Normalleştirin

Duygular, iyi ya da kötü olarak sınıflandırılmamalı. Yine de güçlü duygular çocukları korkutabilir ya da yorabilir. Bu yüzden, uyaranlara verdikleri tepkiyi normalleştirmek – herkesin bazen kızgın, üzgün ya da korkmuş hissedebileceğini görmelerine yardım etmek onları rahatlatabilir ve başkalarının bakış açısından bakma becerilerini de geliştirir.

Çocuk sakinleştikten sonra tekrar konuya dönmeli ve çocuğun kendini nasıl hissettiği de dahil olmak üzere neler olup bittiğini kısaca özetleyin. Sonra ona, siz dahil herkesin bazen böyle hissedebileceğini hatırlatın. Örneğin, “Bu sabah anneanne gittikten sonra kendini çok üzgün hissettin. Etrafı tekmeledin ve ağladın. Anneannen kalsın ve seninle oynasın istedin. Herkes bazen üzgün hisseder. Anneanne gittiğinde ben de kendimi kötü hissettim. Onunla konuşmayı ve sana kitaplar okumasını seyretmeyi çok seviyorum. İnsanların “hoşçakal” diyip gitmesi üzücü bir şey. Onu yarın aramak ya da ona bir resim çizmek ister misin?”

3. Teknik Geliştirin

Her zaman ve genellikle hislerimizi kontrol edemeyiz, ancak duygularımızı nasıl ifade ettiğimizi kontrol edebiliriz. Bazen basit bir şarkı bile çocukların duygusal stresle baş etmelerine yardımcı olabilir. Çocuğun sevdiği bir şarkının sözlerini değiştirip şöyle yapabilirsiniz örneğin: “Kızdığımda kardeşime vuramam, ama yere ayağımla güm güm diye vurabilirim.”

Örneğin; Öfke duygusunu tanımayan çocuk öfke duygusunu yaşamasına rağmen anlamlandırıp ifade edemeyecektir. İfade edemediği için saldırgan tutum sergileyebilir. Saldırganlığın altında başka sebepler arasak da çoğu zaman saldırganlık sadece öfkeyi doğru ifade edememekten kaynaklanmaktadır.

4. Resimleri “Okuyun”

Kitap okumanın hikaye, roman empatiyi geliştirdiği bilinmektedir. Resimli kitaplar, küçük çocuklara duygusal okuryazarlığı öğretmek için güçlü birer araç. Bir hikayede mutlu, korkutucu ya da üzücü bir olay olduğunda, durun ve resme birlikte bakın. “Şu küçük kıza bak, sence şu anda kendini nasıl hissediyor?” Karakterlerin yüz ifadelerini, nasıl durduklarını ve neler yaptıklarını birlikte inceleyin. Aynı yöntemi birlikte çizgi film ya da film izlerken de uygulayın.

5. Farkındalık Çalışmaları Yapın

Bu çalışmalar, zihinsel sağlığı desteklemenin ve duygusal regülasyonu geliştirmenin yollarından biri. En basit meditasyon uygulamasını şöyle yapabilirsiniz: Oturduğunuz yerde hareket etmeden gözlerinizi kapatın, sakinliği hissedin ve dikkatinizi duyularınıza verin. Etraftaki seslere, kokulara, bedeninizin dokunduğu yerlere, gözünüzde canlanan görüntülere  60 saniye boyunca çocuğunuzla sessizce oturun. Ardından gördüklerinizi ve duyduklarınızı birbirinizle paylaşın. Parkta etrafınızı dinleyerek yürüme çalışması yapın. Uykudan önce ya da okul gününün sonunda, o gün içinde sizi mutlu eden küçük anları birbirinizle paylaşın.

ANAOKUL PSİKOLOJİK DANIŞMANI

MERVE CANER

formats

GÜVENLİK KURALLARIM

Vücudumuzun Güvenlik kuralları

Vücudumuzun Güvenlik kuralları

formats

ÇOCUKLARDA PSİKOLJİK SAĞLAMLIK

 

Değerli Velilerimiz,

Hepimiz çocuklarımızın daha mutlu, huzurlu ve sağlıklı büyümesini isteriz.  Ancak şöyle bir durum var; stres ve olumsuz deneyimler hayatımızın her noktasında bizleri bulabiliyor ve kontrol etmekte zorlandığımız zamanlar olabiliyor. Bizler, çocuklarımızın hayat boyu karşılaştıkları zorlukları değiştiremeyiz, ancak onlara nasıl baş edebileceklerini öğretebiliriz. Psikolojik sağlamlık; bireyin stresle, başarısızlıkla, zorluklarla veya travmatik bir olayla baş etme becerisidir.

Stres zamanlarında bedenimiz alarm verir, kalp atışımız hızlanır, kan basıncı artar, stres hormonları aniden yükselir. Kısa bir zaman dilimi içinde stres faydalıdır ve bizi harekete geçirir diyebiliriz. Ya kaçarsınız ya da savaşırsınız. Eğer stresli durum devam ederse, tüm bu değişimleri bedenimizde hissetmeye de devam ederiz. Psikolojik sağlamlık, bedenimizde hissettiğimiz olumsuzluklar sonucunda tutulma, gerilme, kasılma gibi bedenimizde zorlanma olan bölgemizi etkinleştirmek ve eski haline çevirmekle yakından ilişkilidir. Bu durum gerçekleştiğinde kendimizi toparlama, iyileşme, zorluklarla karşılaştığımızda çözüm bulma, uyum sağlama, esneklik göstermeye de başlayabiliriz. Ebeveynler olarak çocuğunuzun daha dayanıklı, problemlerini çözme gücüne sahip bireyler olarak yetiştirebilmeniz mümkün. Çocuğunuz olumsuz bir olayla karşılaşmasın diye aşırı korumak, her zorlukta onun yeterliğini sorgulamadan yardım etmek, stresli durumlardan kaçınmasını sağlamak onu daha mutlu ve dayanıklı yapmaz, aksine direnme gücünü zayıflatır. Önemli olan sorunları ortadan kaldırmak değil, sorunla karşılaştığında baş etme becerisini aşılamaktır. Çocukların problemlere ihtiyacı vardır ki çözüme de ulaşabilsinler. Ben bunu yapabilirim ifadesinden ibaret değildir. Çocuk, kendi deneyimlerinden yola çıkarak kendini yeterli hissedebilir. Çocuklara kendini denetlemesi için sorumluluk vermek, davranışının sonucunu yaşamasına müsaade etmek, geri çekilmek ve izlemek gelişimleri için önemli bir adımdır. Çocuğunuzun günlük rutine sahip olması, güvenilir ve sağlıklı ilişkiler sağlamak, oyun oynamasına ve hayal gücünü yansıtmasına izin vermek (kutu oyunları dürtü kontrolü, sıra bekleme ve kurallara uymaları için çok faydalıdır), günlük işlerinize onları da dâhil etmek (alışveriş listesi hazırlamak, birlikte çıkmak, aklında tutması için sorumluluk vermek, bunu bir oyuna dönüştürmek vb.) ve karar verebilmesi için fırsat tanımak kendini yönetme becerisini kazanması için etkili yöntemlerdir. Çocuğunuza hissettiği duyguların doğal olduğunu öğretin. Duygular iyi kötü diye ayrılmazlar. Öfkelenmenin kötü bir şey olmadığını, öfkelendiğinde bununla nasıl baş edebileceğini düşünmeliyiz. Öfkesini bastıran, yanlış aktaran, içine atan bir çocuk yetiştirmeyi hiçbirimiz istemeyiz. Duygular sahicidir ve kabul edilmesi gerekir. Duyguları ne kadar tanır ve isimlendirirseniz, yoğunluğu o kadar dengelenir. Problem çözme becerisi yaratıcı bir süreçtir. Bu beceriyi geliştiren her şey psikolojik sağlamlığı da o kadar besler. Çocuklar doğal olarak meraklı, keşfetmeye hazır, yaratıcıdır ve sürekli soru sorarlar. Onlara oyun oynayabilecekleri, yaratıcılıklarını konuşturabilecekleri alanlar oluşturun. Yerde oyun oynamak, çocuğun oyununa katılmak, müdahale etmeden izlemek, değiştirmeye çalışmamak, kabul etmek önemlidir. Oyun onun iletişim dilidir, o konuşsun ve siz dinleyin. Çocuklar bir problemle karşılaştıklarında çözmeleri için açıklamalar yaparız ya da öğütler veririz. Bunun yerine ona sorular sorabilirsiniz. Örneğin, sınıf arkadaşıyla oyuncak tartışmasına girdi, çatışmalar yaşıyor. “Arkadaşınla çatışmaların seni çok kızdırıyor galiba, peki bu olayı daha önce de yaşadın mı? Hatırlıyor musun? O zaman nasıl çözmüştünüz? Öğretmenine mi şikâyet etmiştin, sırayla oynamak için mi anlaşmıştınız? Şimdi ne yapabilirsin? Peki, bir de böyle deneyelim mi?” gibi. Model Olmak psikolojik olarak sağlam ve dayanıklı olmayı aşılamanın en etkili yolu, sizin de bunu içselleştirip örnek olmanız gerekmektedir. Kendi başa çıkma yöntemlerinizi gözden geçirin. Unutmayalım ki, neyi biliyorsak onu öğretiriz.

ANAOKULU REHBERLİK BİRİMİ

MERVE CANER

formats

UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİ NASIL DESTEKLENİR?

Değerli velilerim;

Tekrar uzaktan eğitime geçtiğimiz bu dönemde çocuklarımız başta olmak üzere hepimiz farklı farklı deneyimler elde ettik Bu süreçte bizlere vermiş olduğunuz destekler için çok teşekkür ederiz. Çocuklarımız bir süre daha evlerinden uzaktan eğitim yöntemiyle derslerini takip edecekler.

Uzaktan eğitimle değişen yeni ev düzenine hemen alışmakta zorluk yaşayan öğrencilerimiz olabilir. Onlara zaman tanıyın. Neye ihtiyaç̧ duyduklarını sormaktan ve uygulaması mümkün öneriler ile yerine getirmekten çekinmeyin.

Bizler bu süreçte sizlerin yanında olmaya her zaman devam ediyor olacağız.

KEŞFETME DUYGUSU

  • Keşfetme Duygusu bu yaş grubu çocuklar için büyük bir başarı kaynağıdır bu da demek oluyor ki bizim çocuklarımız uzaktan eğitimi keşfettikçe başarı duygusunu daha yakından deneyimleyecekler.
  • Bilinen bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum okul öncesi yaş grubu öğrencilerimiz ilk karşılaştığı durumlar karşısında zaman zaman dikkat çekici tepkiler oluşturabilir ve sonrasında heyecan duyabilirler. Ancak zamanla bu duruma alışmaya başlar ve verdikleri tepkiler değişebilir bunun gibi durumlarda telaşlanmayıp net tutumlar sergilemeniz süreci daha sağlıklı yürütmeniz için yardımcı olacaktır.
  • Uzaktan eğitimde çocuğunuz ben bu derse girmek istemiyorum, ben bunu biliyorum ya da yoruldum gibi cümleler kurarak size küçük dönüşler yapabilirler bunun gibi durumlarda bizlerle iletişime geçmenizi isteriz çünkü süreci birlikte yürüttüğümüzde çocuklarımızı derslere dahil etmek daha kolay olabilmektedir.

ÇOCUKLARDAKİ SORUMLULUK

  • Bu süreçte çocuklarımıza hayat için gerekli olan disiplin ve sorumluluk duygusunu hep birlikte kazandırmalıyız. Çünkü sorumluluk duygusu çocukların kendisine yetmesinin ve kendine güven duymasının temelini oluşturur
  • Çocukların hayatını ileri derecede kolaylaştırmak, onların sorumluluk alanında olan görevlerin hepsinin ebeveynler veya evdeki yardımcılar tarafından yapılması çocukları hayat karsısında güçsüz bırakmaktadır.
  • Hayatı kendi ebeveynleri tarafından aşırı kolaylaştırılmış̧ ve her aşamada karşılaştıkları sorunlar onlar tarafından çözülmüş olan çocuklar ileriki yaşlarda daha büyük zorluk yaşamaktadırlar.

Çocuklarımızın SORUMLULUĞUNU alan değil, ihtiyaç durumlarında yanlarında olan velilerimizi derslerde görmek isteriz.

ANAOKULU REHBERLİK BİRİMİ

MERVE CANER

formats

ÖFKE VE DUYGULARIMIZI KONTROL ALTINA ALMAK İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

ÖFKE VE DUYGULARIMIZI KONTROL ALTINA ALMAK İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİEkran Resmi 2021-03-15 10.09.28

formats

BİRLİKTE KEŞFEDELİM OYUNU

BİRLİKTE KEŞFEDELİM OYUNUN KURALLARI

formats

UZAKTAN EĞİTİMDE EBEVEYNİN YOL REHBERİ YOLDA AYAĞIMIZA TAKILAN KÜÇÜK TAŞLAR

UZAKTAN EĞİTİMDE EBEVEYNİN YOL REHBERİ YOLDA AYAĞIMIZA TAKILAN KÜÇÜK TAŞLAR

OTO KONTROL VE ÖZ DİSİPLİN

Değerli Velilerim;
Çocuklarımızın uzaktan eğitimde en iyi şekilde yararlanabilmeleri için iç motivasyonlarının ve otokontrollerinin yüksek olması lazım bu da bizler ve sizlerin destekleri ile şekil alacaktır.
Biz çocuklarımız ile okulda geçirdiğimiz zamanda her zaman onlara sorumluluk bilinci kazandırmaya yönelik çalışmalarda bulunduk. Nasıl mı? Okulda derse girdiğimizde tüm malzemelerini kendilerinin almaları, öğretmenlerini takip etmeleri, takıldıkları bir etkinlik olduğunda direk bize sormaları konusunda destekte bulunduk.
Şimdi evde olduğumuz bu zaman diliminde sizlerin biraz daha rahat olup bazı görev ve sorumlukları çocuklarımıza vermenizi istiyoruz. Amacımız “BEN BUNU YAPARIM” hissini çocuklarımıza kazandırmak. Çocuklarımız bizim düşündüğümüzden daha güçlü ve yetenekli! Bizler de sorumluklarını ve görevlerini onlara öğreterek özgüvenlerini desteklemeliyiz.
Uzaktan eğitim sürecinde biz sizlerden teknik sıkıntılarda onların yanında olmanızı bunun dışındaki süreçleri biz öğretmenlere bırakmanızı istiyoruz. Siz onların bu süreçte ihtiyaçlarını karşıladığınızda kendileri yapmayı bırakıyor ve sizden bekliyorlar unutmayalım ki okula döndüğümüzde onların yanında siz değerli aileleri olmayacak ve tek başlarına kendi öğrenme sorumluluklarını almaları beklenecek.
Çocuklarımız uzaktan eğitimde ders başında otururken dikkatleri oldukça önemlidir. Şöyle düşünelim bizler bir iş yaptığımızda yanımızda bir kişi daha varken ve kontrol edildiğimizi de düşünürsek bir çok hata yapar ve yaptığımızı işi anlayamayabiliriz. Bizim yapmamız gereken çocuklarımızın bize ihtiyaçları olduğunda yanlarında olmak bu çok daha verimli sonuç elde etmemizi sağlar. Çocuklarımıza ebeveynler olarak kendi öğrenme disiplinlerine sağlamaları için fırsat vermeliyiz. Biz bu konuda öğrencilerimize çok güveniyoruz zoom da ders yapmak, kurallara uymak onlar için çok kolay☺

olabilirsiniz ama çocuğunuzun yerine bu sorumluluğu taşıyan kişi olmamalısınız. Unutmayın sizler çocuklarımızın ebeveynlerisiniz öğretmenleri değil☺Bizim sizden tek beklentimiz teknik kısımlarda çocuklarımıza destek olmanız bunun dışındaki her şeyi çocuklarımız yapabilir. Öz disiplin bilinci gelişmeyen bir çocuk kendi üzerine düşen görev ve sorumlukların farkına bile varmayabilir. Belki de en kötüsü kendi sorumluluk ve işlerin başkası tarafından yapılmasını bekleyebilir. Sorumluluk bilinci kazanan çocuklarımız işlerini kendileri yapmak için çaba sarf ederler ve sorumluluk bilinci ile yetişen çocuklar ileride daha başarılı bireyler

Zaman zaman zorlanabilirler ama sonunda kendi çözümlerini bulabilirler.

Sizler onları destekleyen kişi

olurlar. Biz de böyle çocukları geleceğe hazırlamak için buradayız.

TED ESKİŞEHİR KOLEJİ

ANAOKULU REHBERLİK BİRİMİ

formats

UZAKTAN EĞİTİMDE EBEVEYNİN YOL REHBERİ

Tarih 14 Aralık 2020, yazar içinde Genel.

UZAKTAN EĞİTİMDE EBEVEYNİN YOL REHBERİ

 Değerli Velilerimiz,

İçinde bulunduğumuz Pandemi nedeni ile her geçen gün değişen koşullar altında eğitim öğretime devam ediyoruz. Sürekli değişen bu belirsiz durumun içinde olmak hem ebeveynler hem de çocuklar için oldukça büyük bir stres faktörüdür. Bu süreçte çocuklarınıza verdiğiniz destek için çok teşekkür ederiz.

Bu zorlu süreç yetişkinlerin olduğu gibi çocukların da rutinlerini değiştirdi. Çocuklar için en önemli rutinlerden biri olan okul düzeni de bu süreçte geçici de olsa tamamen değişti, çocuklarımız bir süre evlerinden uzaktan eğitim yöntemiyle derslerini takip edecekler. Çocukların bu uzaktan eğitim sürecinden en etkili ve verimli bir şekilde geçirmek adına TED Eskişehir Koleji Anaokulu Rehberlik Birimi olarak tüm bu süreçte sizlerin yanında olmaya devam ediyor olacağız.

Anaokulu ekibimiz ve sizlerin işbirliği ile bu süreci sağlıkla yürüteceğiz.

Evde kaldığımız bu süreçte öncelik olarak dikkat etmemiz gereken bazı noktaları şu şekilde sıralayabiliriz.

  • DOĞRU ORTAMI OLUŞTURMA

Çocukların derslere hep aynı yerde katılacağı bir alanın oluşturulması, çocuğun odaklanması ve disipline olması açısından çok önemlidir. Canlı dersler sırasında okul ve ders rutinlerinin devam edebilmesi gerekmektedir bu nedenle çocuğumuzun yatması vb. değil oturmasını hem öğretmenler hem de aile olarak desteklemeliyiz. Kitap, kalem vb. gibi ders materyellerini düzenli bir şekilde öğrencimizin ders esnasında ulaşabileceği yerde tutmalı, derslere hep aynı alandan katılmasını sağlamalıyız.

  • ÇOCUKLARININ YANINDA UZAKTAN EĞİTİM SİSTEMİNİ HAKKINDA KONUŞMAKTAN KAÇININ!

Teknik sıkıntılar olabilir ve bu sıkıntılar zaman zaman zorluklara yol açar, ancak çocuğunuzun yanında bu durumları dile getirmemeye özen gösterilmelisiniz. Çocuklar, ebeveynlerin duygularına, düşüncelerine karşı duyarlıdırlar ve kendi duyguları olmasa da ebeveynleri tarafından onaylanmak için onların duygularını kendi duyguları gibi ifade edebilirler. Bu süreçte çocuğumuzun yanında uzaktan eğitim ile ilgili yapacağınız olumsuz bir yorum, ertesi gün çocuğumuzun derse girmek istemeyişi ile ilgili öne süreceği neden olacaktır.

  • ÇOCUKLAR HER ZAMAN DERSLERE HAZIR GELMELİ

Sizlere göndermiş olduğumuz programı kontrol edip çocukları hangi derse gireceğimiz konusunda  önceden bilgilendirmeniz, çocuğumuzun kendisini neyin beklediği ile ilgili güven duygusu oluşturmasını sağlayacaktır.

  • DERSLERE AYRILAN ZAMAN GÜNLÜK RUTİNLERE YERLEŞTİRİLMELİ

Ev için sizlere göndermiş olduğumuz rutinleri çocukların görebileceği bir yerde anlatarak asmalısınız. Okulda devam eden rutinlerin evde de değişmediğini fark etmeleri gerekir.

  • DİSİPLİNLİ VE NET OLMAK BU SÜREÇTE ÇOK ÖNEMLİ

Çocuklar okuldaki olan düzenin evde de değişmediğini ve belli sorumlulukları olduğunu bilmelidir.

  • DERSE KATILMAKTA ZORLANAN ÖĞRENCİLERDE HEMEN BİZLER İLE İLETİŞİME GEÇMELİSİNİZ

İnatlaşmadan ortak çözümler bulunmalıdır kademeli bir şekilde derse katılması sağlanmalıdır.

  • YEME İÇME- UYKU SAATLERİ KONUSUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMAMASINA ÖZEN GÖSTERİLMELİ

Çocuklar düzenlerinin değişmediği bir süreç olduğunda daha kolay uyum sağlayabilmektedirler.

  • Arkadaşları ile bireysel görüntülü görüşmeler yapabilirsiniz.
  • Bu süreçten sizlerde sakinliğinizi koruyup keyif alın sizlerin rahat olduğunu gören çocuklar da süreci kolay geçirecektir.
  • Okul aile iş birliği her zaman çok önemlidir yaşanılan zorluklar hakkında bizlerle hemen iletişime geçmelisiniz.

Anaokulu Rehberlik Birimi

 

 

 

 

formats

MAAİLE OYUN

MAAİLE oyunu Keyifle ailecek hem oyun oynayıp hemde çocuklarınızın dünyasını keşfetmeniz için hazırlanmış bir etkinlik

MAAİLE oyunu Keyifle ailecek hem oyun oynayıp hemde çocuklarınızın dünyasını keşfetmeniz için hazırlanmış bir etkinlik

formats

3 YAŞ DÖNEM ÖZELLİKLERİ VE EBEVEYNLERE TAVSİYELER

PDR_MEKTUP_3YAŞ

3 yaş benmerkezcilik ve inatçılık özelliklerin görüldüğü karşı koymanın başladığı zorlu bir dönemdir. 3 yaş çocukların en sevdikleri kelimeler “hayır, ben, ben yapacağımdır.” İnatçı ve kararlı tutumları isteklerine “hayır” dendiğinde geçirilen öfke nöbetleri ve ağlama krizleri hep bu dönemin genel özellikleridir. Genelde 2,5 -3 yaş civarındaki tüm çocuklarda bu davranışların zaman zaman gözlenmesi çok normaldir. Bu yaş grubu çocuklar okula başlayarak birey olma yolunda çok ciddi bir adım atmış olurlar. Onların kendilerine ait bir dünyaları vardır. Buna paralel olarak sosyalleşir, zihinsel olarak gelişir ve kelime hazineleri hızla gelişir.

Bu yaş grubu paralel oyun denilen dönemdedir. Yani birbirleriyle oyun kurmaktan çok, oyuncağa yönelik oyunlar oynarlar. Diğer arkadaşları ile elinden bir oyuncak alınırsa o zaman iletişimi daha sık kurarlar. Zaman zaman paylaşma konusunda yaşadıkları zorlukları arkadaşlarına fiziksel zarar verme boyutuna da taşıyabilirler (vurma, bağırma, ısırma vb.)

Çocuk benliğini bu dönemde keşfeder. 3 yaş çocuklar artık kendi öz bakımlarını karşılayabilecek bir çok beceriye sahiptirler. Eğer fırsat verilirse yemek yemek, giyin- mek, soyunmak, temizlik gibi bir çok ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilirler. 3 yaş dönemi önemli bir geçiş süresidir. İlk kez anneden kopup uzunca bir süre başka bir sosyal ortamda kalabilecek durumdadır. Paylaşmayı grupla oynamayı basit kurallara uymayı bu yaşta öğrenir.

Bu dönemde ailenin tavrı oldukça önemlidir. Birey olmaya geçiş sürecinde çocuk- larınızın bazı taleplerini karşılarken biraz geciktirmek, paylaşabildiğinde ve kurala uyduğunda ödüllendirmek çocuğun ben merkezcilikten kurtulmasında etkili olacaktır. 3 yaş çocuklar kalem kullanmaya, çizgiler çizmeye başlar. Dış dünyaya ilişkin sorular sormaya başlar. Kendi isteklerinin yerine getirilmesi konusunda oldukça ısrarcı davranırlar. Bu dönemde çocuklar çevresindeki yetişkinlerin sorun çözmelerini taklit eder. Anne babaların bu dönemde çocuğun sosyal yönünü geliştirecek tavır içinde olmaları gerekmektedir. Çocuğun yaşam deneyimiyle öğreneceği şeylerin de hem zihinsel, hem fiziksel hem de duygusal gelişim açısından oldukça önemlidir.

Bu yaş grubu çocuklarda bir otorite kural konuluyorsa ciddi ve tutarlı olunması gerekmektedir. Birbirini çelişkiye düşüren davranışlar çocuğu da, aileyi de mutsu- zluğa götürür. Çocuğun yaptığı bir işte aile ne kadar araya girerse çocuğun karşı koyma tepkisi o derece artabilir. Çocukların inatları karşısında yapılabilecek en iyi hareket çocuğun tehlikesiz yapabileceği şeyleri yapmasına izin vermek. Çocuğunuz büyüyor ve en güzel anılarını birlikte keyifle yaşamanız dileğiyle…

ANAOKULU REHBERLİK BİRİMİ MERVE CANER

formats

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARDA SOSYAL BECERİ

Ekran Resmi 2020-08-22 12.06.29Çocuklarda Sosyal beceriler

 

formats

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÇOCUKLARA KAZANDIRDIKLARI

OKUL-ÖNCESİ-EĞİTİMİN-ÇOCUKLARA-KAZANDIRDAKLARI.pdfEkran Resmi 2020-08-15 13.09.02

OKUL ÖNCESİ DİKKAT EGZERSİZLERİ

formats

ÇOCUK VE İLETİŞİM

Tarih 01 Mayıs 2020, yazar içinde Genel.

ÇOCUKLAR İLE İLETİŞİM KURARKEN

1.OLUMSUZA ODAKLANMAK

Anne babalar olarak, belki de insan olmanın doğası gereği yolunda gitmeyen, olmayan, yürümeyen durumlara daha çok dikkat çekeriz. Bunun sonucunda da çocukların yaptığı olumsuz davranışları daha sık görür ve uyarmaya başlarız. İyi niyetle başladığımız sürecin sonunda çocuklarımız da olumsuz davranınca aldıkları ilgiden dolayı olumsuz davranışlarını sürdürürler.

Çocukların tepkisi: Anne baba çocukları olumsuz davrandığında “yapma”, “bağırma”, “sıkma kardeşini” gibi uyarılar verdiklerinde, çocuk da anne babadan olumsuz ilgi almış olur. Çocuklar için de olumlu veya olumsuz ilgi fark etmediği için, olumsuz davranışını devam ettirir. Sık uyarı alan olumsuz davranış ise güçlenir ve tekrarlanır. Çocuk “yapma” dediğiniz davranışı sergilemeye devam eder.

Ne yapmak lazım?: Öncelikle çocuklarınızı çok sık uyarmayın. Uyardığınızda ise bunu ses tonu, kelimeleriniz ve zamanlamanızla doğru şekilde yapın. Çocuğunuzun olumlu davranışlarını sözle ve hareketlerinizle ödüllendirerek onu besleyin. Kendi içinde gösterdiği gelişmeyi onaylayın. Olumsuz davranışlarına çok yoğun şekilde odaklanmayın.

2.KARARLI VE TUTARLI  OLAMAMAK

Bir kural, yöntem, metot veya düzenlemeyi deneyecek veya yeni başlayacaksanız kendinizden ve zamanlamadan emin olun. Doğru karar verdiğinizden emin değilseniz veya içinde bulduğunuz durum veya şartlar (anneanne babaannelerin

varlığı, yatıya gelecek misafir, kardeş doğumu, tatile gitmek) tutarlı olmanıza engel olacaksa bunu önceden hesaplayın.

Çocukların tepkisi: Başlanan ve yarım bırakılan yöntemler ve kurallar çocukların anne babaya olan güvenini sarsmakla kalmaz, anne babanın yetkinliğine de gölge düşürür. Üstelik de çocuğunuz sizin yaptığınız davranışı model alır, evde söylenen sözlerin yerine getirilmediğini öğrenir.

Ne yapmak lazım?: Tutarlı davranacağınızdan emin olmadan yeni bir kural veya düzenlemeye başlamayın. Hem kendi içinizde, hem ev düzeninizle hem de eşinizle tutarlı olun. Çabuk pes etmeyin, çocuğunuz sınırlarınızı test ederken siz tutarlı ve kararlı davranmaya devam edin, model olduğunuzu unutmayın.

3.ARKADAŞ OLMAYA ÇALIŞMAK

Çocuğunuzla zaman geçirmek, onunla birlikte olmak, keyifli anları paylaşmak belki de anne baba olmanın en güzel tarafı. Ama bunun için onun arkadaşı olmanız gerekmiyor. Sizin kendi arkadaşlarınız, çocuğunuzun ise kendi arkadaşları var. Bu nedenle “ben çocuğumla arkadaş gibiyim” söylemi ilk anda çok olumlu çağrışımlar yapsa da anne baba olmanızın gerekliliğini hafife almayın.

Çocukların tepkisi: Çocuklar sınır, güvence ister kendilerinin anne baba tarafından sevildiği ve korunduğunu hatırlamaya ihtiyaç duyar. Sınırları ise arkadaşlarımız değil ebeveynlerimiz koyar. Ebeveynleri ile arkadaş gibi olan çocuklar dış dünyada arkadaşlık ilişkilerinde zorlanabilir, ben merkezci bir yapı geliştirebilirler. Erkenden yetişkin dünyasına girmiş olurlarsa bununla baş etmekte zorlanabilirler.

Ne yapmak lazım?: Arkadaş olmak söyleminden iyi zaman geçirmek, ona saygı duymak, birlikte yapılan etkinliklerden keyif almayı anlıyorsanız işler yolunda demektir. Arkadaşı olmaya çalışırken sınır koymayı, gerekli durumlarda yönlendirmeyi, örnek olmayı, öğretmeyi, düzen ve güvence sağlamayı, kısacası öncelikle anne babası olmayı unutmayın.

4.YIKICI  DİL KULLANMAK

Konuşurken seçtiğiniz kelimeler, ifade ediş tarzınız, cümlelerinizin taşıdığı mesajlar çok önemlidir. Bu nedenle çocuklarınızla iletişim kurarken sadece ne söylediğinize değil, nasıl söylediğinize de dikkat edin. Böylece sadece ifadenizi biraz değiştirerek çocuklarınızla olan ilişkinizde daha özenli davranmış olursunuz. Çünkü olumsuz dil maça eksi puanla başlamak demektir.

Çocukların tepkisi: Olumsuz ifade kullanımı çocukların da aynı ifadeleri öğrenmelerine neden olur. Sizin yetkinliğinizi tehdit edebilir, “yapmayacağımmm işte”, “vermezsen verme” gibi hırçın ifadelere dönüşebilir. Bu noktadan sonra da yapıcı bir iletişime dönmek çok zordur.

Ne yapmak lazım?: “Ödevini yapmazsan televizyon seyredemezsin” yerine “Ödevini bitirdikten sonra televizyon izleyebilirsin” diyebilirsiniz. İlkinde olumsuz davranışa odaklanır, neredeyse bir cezadan bahseder, hatta çocuğunuza olan inancınızı zedelersiniz. İkinci örnekte ise, beklenen davranışı söyler, çocuğun yapabileceğine olan inancınızı belirtir ardından ise keyifli etkinliği hedef gösterirsiniz. Bu bizler için de geçerli, değil mi?

5.KARARLI  GÖRÜNMEMEK

Çocuklar çok büyüdüklerinde bile karşılarında yetkin, kararlı, tutarlı anne babalar görmek isterler. Böyle ifade etmeseler bile, onları koruyan kollayan yetişkinlerin yaşadıkları sorunlara çözüm bulmalarını ister, anne babaları tarafından iyi yönetilmeye ihtiyaç duyarlar. “Hadi annecim noolursun”, “bak beni ne kadar üzüyorsun ağlayacağım şimdi”, “lütfen sana yalvarıyorum”, “iyi o zaman baban gelsin de ona anlatırsın derdini” gibi yaklaşımlar ebeveyni güçsüzleştirir, çocuk – anne – baba arasındaki güç dengesinin bozulmasına neden olur.

Çocukların tepkisi: Güç dengeleri alt üst olduğunda çocuk kontrolü eline alır, durumlar üzerinde denetim sahibi olur. Bu dengesizlik çocuğa aynı zamanda kızgınlık getirir. Çocuk bunu yaparken de hırçınlaşır, anne babayı yetkin görmek için onları daha da zorlayan hareketler yapar, test eder. Sonunda ise ya ceza alır, bazen bağırılır bazen ise tokat yer.

Ne yapmak lazım?: Evde güç dengelerinin mutlaka anne baba çocuk arasında sağlanması gerekir. Bazı istisnai durumlarda çocuklar söz sahibi olsalar da, anne babalar yetkin ve tutarlı bir tavır sergilemelidir. Yalvarmak, yaşa uygun olmayan açıklamalar yapmak, çok uzun cümleler kurmak, geleceğe dair uzun söylemler vermek, rica etmek, tehdit etmek gibi davranışlar anne babanın yetkinliğini kısıtlar. Çocuğun gelişim dönemine uygun açıklamalarla, kararlı ve tutarlı olmak, çocuğun yaşadığı her durumda onu yönetebilecek becerilere sahip olmak önemlidir.

6. ÖNGÖRÜLÜ OLAMAMAK

Bazen sorun çıkmadan önlemek, sorun çıktığında onu çözmeye çalışmaktan daha uzun sürer ve daha yorucu olabilir. Bu nedenle çocuğunuzun kişilik özelliklerini, zayıf yanlarını, eşref saatlerini bilmek ve bunlara göre önleyici davranmak çok önemlidir. Son anda kural, ödül veya ceza çıkarmamak çocuğun hayatını tahmin edilebilir kılmak oldukça önemlidir.

Çocukların tepkisi: Sorun çıktığı anda kızmak, sinirlenmek, davranışı durdurması için çocuğu tehdit etmek veya hemen o anda bir ödülle davranışı durdurmak verimli yöntemler değildir. Siz önleyici olmadığınızda veya kuralları, yaptırımları önceden belirtmediğinizde çocuğun kafası karışabilir, huysuzlaşabilir.

Ne yapmak lazım?: Alışveriş merkezine gittiğinizde oradaki oyuncaklara binmek için çocuğunuzun hevesli hatta ısrarcı davranacağını düşünüyorsanız bunun önlemini evden çıkmadan önce alın, gidince orada ne yapacağınızı, neye izin olup olmadığını açıklayın. Böylece onu alışveriş merkezinde çekiştirmeden, diğer insanların bakışlarından rahatsız olmadan, sinirlenip öfkelenmeden keyifli zaman geçirebilirsiniz. Aksi halde önleyici olmamak çürük dişi fırçalamaya benzer; çok geç olabilir.

 

                        ANAOKULU REHBERLİK BİRİMİ

MERVE CANER

formats

ÇOCUKLARDA YARATICILIĞI DESTEKLEMEK

Tarih 04 Mart 2020, yazar içinde Genel.

ÇOCUKLARDA YARATICILIĞI DESTEKLEMEK

Yaratıcılık kendini ifade edebilmenin en özgür şeklidir. Çocuklar için de kendilerini özgür ve açık şekilde ifade etmekten daha tatmin edici ve mutluluk verici bir şey yoktur. Çocukların yaratıcılıkların geliştirmek için;

Çocukların çabalarını destekleyin: Çocukların çok güzel ürünler çıkartması zaman alabilir ama önemli olan onların çabalarına değer vermek ve bunu takdir etmektir. Bu çocukların güven duygusunu geliştirecek ve dolayısıyla yeteneklerini destekleyecektir.

Mükemmeliyetçi olmayın: Sonuç hiçbir zaman süreçten önemli değildir. Çocukların fikirlerini kendinizinkilerine benzetmeden değer verin. Ayrıca bir şeyleri bitirmek için onları aceleye getirmeyin, zorlamayın.

Sevinç ve heyecanlarını paylaşın: Çocuklar başkalarının hareket ve tepkilerini model alarak öğrenir. İlk yıllarda yetişkinler çocuklarının buluşlarını heyecanla karşılar fakat biraz büyüdüklerinde bu coşkuları azalır. Böylelikle çocuk keşfettiği şeylerinin ilginç veya önemli olmadığını düşünür. Paylaşımları ihmal etmeyin.

Etkinlikleri ve deneyimleri çeşitlendirin: Çocukları farklı durum ve materyaller ile tanıştırın. Aynı şeyleri tekrar etmek, onları farklı deneyimlerin zenginliğinden mahrum edebilir.

Yaratıcı süreçleri çocuklarla veya kendi kendiniz ile konuşarak destekleyin: Kendi kendinize sesli konuşun. Kafanızda yürüttüğünüz mantığı bilmelerini sağlayın. Karşılaştığınız problemi ve nasıl üstesinden gelmeyi düşündüğünüzü anlatın. Onlara da danışın. Objeleri, şekilleri, renkleri isimlendirin. Çocuklara ne yaptıklarını neden bir şeyi seçtiklerini sorun.

Teknolojiye mola: Televizyon, cep telefonları, bilgisayarlar hepsi çok eğlenceli ama hayatlarımızda yaratıcılığa az yer bırakıyor. Yaratıcılığa ve hayal kurmaya zaman ayırmak için belli süreler için bu araçları kapatın. Örneğin gökyüzündeki bulut veya duvardaki gölge neye benziyor? Hayal gücü gerektiren sorular yöneltin. Çocukların özgün fikirleri paylaşmasına izin verin.

 

Oyun oynadıklarında, oyuncakları veya nesneleri anlamlarından farklı bir şekilde kullanmaları için teşvik edin. Biraz yaratıcılık ile bir oyuncak bambaşka bir şeye dönüşebilir.

Hikaye anlatmak, çocuklarda yaratıcılığı desteklemek için çok faydalıdır. Bildikleri bir hikayeyi değiştirip anlatabilir, sonra kendisinin de hikayeleri değiştirerek anlatması için teşvik edebilirsiniz.

 

                                               Anaokulu Rehberlik Birimi

Merve Caner

formats

ÇOCUKLAR NEYE İHTİYAÇ DUYARLAR?

Tarih 28 Ocak 2020, yazar içinde Anaokulu, Genel.

ÇOCUKLAR NEYE İHTİYAÇ DUYARLAR?

  • Sevgi: Çocuklar oldukları gibi sevilmeye ihtiyaç̧ duyarlar.
  • Kabul: Çocuklar her zaman kabul edilebilir davranışlar göstermeseler de yine de sizin tarafınızdan her zaman kabul görmek isterler. Sizin tarafınızdan reddedilmek, göz ardı edilmek istemezler.
  • Saygı: Çocukların değerli olduklarını, saygı görebileceklerini hissetmeye ihtiyaç̧ duyarlar. Onların bilgi ve becerilerine saygı göstermeniz, karar verme süreçlerini desteklemeniz kendilerine güvenlerinin artmasına neden olur.
  • Dürüstlük: Çocuklar çevresindeki kişilere güvenmek isterler. Yalanlar, gerçeği çarpıtmalar onların kafasının karışmasına ve güvenlerinin kırılmasına neden olur.
  • Adalet: Çocuklar kuralları/sınırları ve bu kuralların tutarlı ve adil bir şekilde uygulanacağını bilmek isterler.
  • Anlayış̧: Çocukların anlaşılmaya ihtiyaçları vardır. Onları can kulağıyla dinlemeye özen gösterilmelidir.
  • Sabır: Çok büyük beklentiler içine girmeden zaman içinde sabırla gelişimi takip etmek önemlidir.
  • Tutarlılık: Yetişkin olarak davranışlarınız tutarlı olmalıdır. Kuralların sürekli değişiyor olması çocukların kafasının karışmasına ve kendilerini güvensiz hissetmelerine neden olur.
  • Zaman: Çocukların sizin ilginize ve paylaşımınıza ihtiyaçları vardır. Çocukları dinlemek, onlardan öğrenmek, öğretmek, oyun oynamak, onlarla sohbet etmek ve onlara kitap okumak için zaman ayırın. Bu sayede kendilerini daha değerli hissedeceklerdir.
  • Empati: Çocukların neler hissettiklerini anlamaya, olayları onların gözünden görmeye ve anlamaya çalışmanız önemlidir.
  • Esneklik: Çocuklar sürekli değişim ve gelişim gösterdikçe siz de onlara uyum sağlamak için tavır ve davranışlarınızda birtakım değişiklikler yapabilirsiniz.

Anaokulu Rehberlik Birimi

Merve Üstün

formats

İNAT MI ? İNATLAŞMA MI ?

Tarih 09 Ocak 2020, yazar içinde Anaokulu, Genel.

İNAT MI ? İNATLAŞMA MI ?

Bütün sabrımıza rağmen çocuklara bir şey yaptırmak zaman zaman bizi yorabilmektedir. Kendimizi defalarca aynı şey için uyarıp, sonrada ses tonumuzu yükseltmiş bir halde bulabilmekteyiz.

Çocuklardan isteklerinizi belirtirken açık ve net ifadeler kullanılmalı

Ebeveynler bir şeyi doğrudan söylemek yerine, çocuklara ne yapmalarını istediklerini belirten ipuçları kullanırlar. ‘’ keşke … yapsaydın ne iyi olurdu, ….. yapmanı gerçekten çok isterdim ‘’ gibi ifadeler çocuklar için açık net ve kesin ifadeler değildir, yapmasan da olur anlamına gelebilir. Bu sebeple taleplerini açık net ve kesin olarak ifade etmelidir. ‘Kitaplarını toplasan ne iyi olurdu’ yerine, ‘kitaplarını çantana yerleştir’ daha net bir ifadededir. Örn ‘’odanı toplar mısın?‘’ çocuk için ‘’her şeyi dolabının içine tık’’ anlamına gelebilir. Çocuk odasındaki bütün eşyaları dolabına tıkar. Açık bir ifadeyle ‘’kitaplarını kitaplığa, elbiselerini dolaba ve oyuncaklarını kutusuna koyar mısın?’’ daha net ve yanlış yorumlamasına fırsat vermeyen bir ifadedir.

Olumlu cümlelerle, sorumluluklarını yerine getirdikten sonra belli ayrıcalıkları yapabileceğini söylenmeli

            Defalarca aynı şeyi söylediğiniz halde çocuğunuz sanki sizi duymuyor mu?

Söylenmek, uzun açıklamalarda bulunmak ‘’ebeveyn sağırlığına’’ neden olur. Anne baba söylenmeye başladığı anda, işitme duygusunu kapatıp dinler gibi görünür, söylenmenizin bitmesini bekler. Çocuklar sizin söylediğinizi onaylar gibi görünür ‘tamam’ der ancak sizin yapmasını istemediğiniz davranışı yapmaya devam eder.

Kısa açık ve net ifadeler kullanın

Çocuğa cevabını veremeyeceği sorular sormayın?

  • Bunu sana kaç kez söylemem gerekiyor?
  • Neyin var senin, neden böyle yapıyorsun?
  • Kardeşini neden ağlatıyorsun?
  • Çocuğun yaptığı yanlışı durdurmadığı gibi öfkesini ve inatlaşmasını artırır, yaptığı yanlışı düşünmesini engeller.
  • Sevecen bir tavırla sakin bir şekilde yöneltilen yardımcı olacak sorular sorun?
  • Bu durumdan sen memnun musun?
  • Bu sorunu farklı şekilde nasıl çözebilirdin?
  • Sana böyle yapılsaydı ne hissederdin, ne yapardın, ne yapılsın isterdin? gibi yönlendirici sorular sorarak, çocuğun davranışlarını düşünmesini karşısındakini anlamasını ve çözüm için işbirliğine girmesini sağlayabilirsiniz.

Haydi gidiyoruz yöntemi

Park, doğum günü, aktivite merkezi, sokakta oynamak gibi eğlenceli bir aktiviteyi sonlandırıp çocukları eve götürmenin ne kadar zor olduğunu hepimiz biliriz. Peki, bunu nasıl başaracağız?

Kendinizi sizin için önemli heyecanlı bir işin ortasında hayal edin (çocuk için oyun, en önemli ve bitirilmesi gereken bir iştir) tam işin ortasındayken eşiniz ‘yemek hazır’ diye seslendi. İşinizi pat diye bırakıp mutfağa koşar mısınız? ‘bir dakika ‘ diye seslenip işinizin bir kısmını toparlamaya ve bitirmeye çalışır mısınız? Çocukların bir aktiviteyi bitirmelerine yardımcı olmak için fiziksel olarak değişmelerini beklemeden önce zihinsel olarak bu değişikliğe hazırlanmalarını sağlayacak bir zaman tanımalıyız. Örn: parkta oynarken gitme hazırlığı için parmağımızla da göstererek ‘5 dakika sonra gidiyoruz’ birkaç dk sonra ‘3 dk sonra gidiyoruz’ biraz sonra da ‘1dakika sonra gidiyoruz’ deyip, hemen ardından bir kere daha kaydırak mı, salıncak mı istersin? Diye seçenek sunarsak. Kaydırağın ardından ‘gitme zamanı’ deyip, hemen ardından koşalım mı, hoplayarak mı gidelim? Deyip, seçenek sunarsak çocuğun hoplaya zıplaya evin yolunu tuttuğunu görebiliriz.

Bu yöntemi çocuğunuzu yemeğe, banyoya, yatmaya çağırdığınızda kullanabilirsiniz. Ancak ilk uygulamada başarılı olmayı beklemeyin. Çocuklar 3. 4. Uygulamadan sonra bu yeni yönteme alışacaklardır

Seçenek sunmak

Çocuklar kendi seçtiklerini yapmayı çok sever. Çocuğa baskı altında olmadığı kontrolün kendisinde olduğu hissini verir. Seçenek sunmak bir yandan sizin çocuğa ulaşmanızı sağlarken, bir yandan da çocuğunuzun özgüvenini doğru kararlar alma yeteneğini geliştirmesini de sağlar. Çocuklar basit seçeneklerle başlar- süt mü, meyve suyu mu? Diye başlanıp yaş ilerledikçe daha büyük seçenekler için pratik yapılmış olur. Örn: Uykuya gitmekte zorlanan pijamalarını giymek istemeyen bir çocuğa, pijamalarını giyelim mi? Diye sormadan, ‘kuşlu pijamanı mı, ayılı pijamanı mı giymek istersin?’ diye sormak inatlaşmasını kırıp işbirliğini artırabilir. Yapılacak işle ilgili tek seçenek olduğu zamanlarda, en iyisi zamanı veya sırayı seçenek olarak sunmaktır. Örn ‘televizyonu 10 dk sonra kapat’ demek yerine, televizyonu 5 dk mı, yoksa 10 dk sonra mı kapatmak istersin? Diye sormak işbirliğini artırır.

Çocukların mutlu olmasını istiyorsanız bazı isteklerine ‘hayır’ diyebilmeyi bilmeli ve uyması gereken kuralları öğretmeliyiz

Çocuğunuzun çeşitli kuralları öğrenmesinde doğru şeyleri yapmaya teşvik etmek kadar bazı şeyleri yapmasına engel olmakta önemlidir.

Çocuk Hakları Sözleşmesinin Kabulünün 30. Yılı Kutlu Olsun

Tarih 21 Kasım 2019, yazar içinde Genel.
formats

ANAOKULU ÇOCUĞA NE KAZANDIRIR?

Tarih 18 Eylül 2019, yazar içinde Anaokulu, Genel.

OKULA ATILAN İLK ADIM

Eylül ve Ekim ayları geldiğinde ilk defa anaokuluna başlayacak çocuklar ve ebeveynler için heyecanlı bir süreç başlıyor. Çocuğun ebeveyn  ile güvenli bağ kurabilmesi hayatının temelini oluşturur, bu temel çocuğun okula başlayışını ve aileden  ilk ayrılışını da kolaylaştırıcı olmalıdır. Anaokuluna hazır olmak sadece çocuğun hazır olmasından geçmez, ailenin de çocuğundan ayrılmaya hazır olması gerekir. Aile kendisini hazır hissetmeli bu konuda yüz ifadelerine, sesinin tonuna dikkat etmeli; hareketlerinde endişe ve kaygı olursa  hissettirmemelidir. Unutulmamalıdır ki, okula başlama döneminde çocukların gereksinimi olan en önemli duygu güvendir. Anne babayı kaygılı gören çocuk, korkacak, endişelenecek karşı tepkiler göstermek isteyecektir. Çocuğun anaokulunda yaşadığı her deneyim,  ilkokula başlayacağı süreçte birer temel hazırlık niteliğinde olacaktır.

ANAOKULU ÇOCUĞA NE KAZANDIRIR?

ÖĞRENCİ OLMAK;

Çocuklar, dürtülerini kontrol etmeleri gerektiğini öğrenirler. Örneğin, hikaye saatinde gruptan uzaklaşıp gitmemeyi, öğretmeni ve sınıf arkadaşları ile birlikte hareket etmeyi öğrenirler.

ARKADAŞ EDİNMEK;

Okul öncesi öğrenciler diğer çocuklara nasıl yaklaşmaları gerektiğini ve onların yanında nasıl daha rahat davranmaları gerektiğini öğrenirler. Ben bundan daha büyük bir kule yapabilirim! demek yerine “Ne yapıyorsun?” diye sorarak, karşılarındaki arkadaşlarına odaklanarak bir konuşmaya nasıl başlanacağını keşfederler.

BAĞIMSIZ OLMAK;

Okullarda çocuklar; ayakkabılarını giymeyi, ve tuvaletten sonra ellerini yıkamayı ve bunun gibi bir çok davranışı pekiştirirler.

YARDIM İSTEMEK;

Okul öncesi eğitiminde çocuklar, toplum içinde konuşabilmelerini sağlayan güveni ve içsel gücü kazanırlar.

KESMEK VE YAPIŞTIRMAK;

Doğru kas kontrolü ve motor becerilerini geliştirmeyi öğrenirler.

SEMBOLLERİ, KONSEPTLERİ VE KAFİYELERİ TANIMAK;

Daha okumaya hazır olmasalar da, okul öncesi eğitimi alan çocuklar genellikle numaraları ve harfleri tanırlar. Örneğin, iki farklı rengi birleştirerek üçüncü bir renk elde edileceğini ya da birinin şapkasının üçgen şeklinde olduğunu bilirler. Çocuk şiirleri ve şarkıları öğrenmek çocuklara akademik faydalar sağlar; kafiye kurmayı bilen çocuklar okumayı daha kolay öğrenirler.

ARAŞTIRMAK VE KEŞFETMEK;

Okul öncesi öğrenciler doğal bilim adamlarıdır. Elle yapılan ve kendilerinin yönettikleri pek çok deney yapabilme fırsat edinir ve çevresini daha iyi tanırlar.

OKULA UYUM SÜRECİNİ  KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN NE YAPABİLİRSİNİZ?

  • Çocuğunuz ayrılık kaygısı yaşıyor olabilir bu konuda yanında olacağınızı çocuğunuza hissettirmelisiniz.
  • Çocuğunuzun okula gitmesi konusunda kararlı olmalısınız.
  • Çocuğunuz okula gitmekte isteksiz görünüp, sizden ayrılmada zorluk yaşayabilir. Bu durum genelde normal bir süreçtir. Her an onunla olamayacağınızı bilmeli; okula giderken sana eşlik edeceğim, akşam seni almaya geleceğim gibi cümlelerle onu rahatlatabilirsiniz.
  • İlk gün sizlerle birlikte okulda olmak isteyebilir bu durumda süreyi sınırlandırmalı (10 dakika buradayım sonra gitmek zorundayım gibi) ve kararlı bir şekilde ayrılmalısınız.
  • Çocuklar ağlayarak duygularını gösterebilir. Bu süreçte anne-babalarını okula gitmemek için ikna etmeye çalışabilirler. Ancak çocuğun evde kalması uzadıkça okula başlaması da güçleşir. “Yatışsın, düzelir, sonra göndeririz, iyileşince göndeririz.” şeklindeki yaklaşımlar sorunun çözümünü oldukça zorlaştırır çünkü evde sizlerle birlikte mutlu ve güvenli olduğu bir ortamı bırakıp belirsiz bir ortama girmek onun için zor bir süreç olabilir
  • Çocuğunuzu, günün sonunda onu okuldan alacağınızı ya da okul servisinin onu eve kadar getireceği konusunda bilgilendirmelisiniz..
  • Okul konusunda bilgilendirin, neler yapabileceklerini anlatırsanız okula karşı tutumu olumlu yönde gelişebilir.
  • Ev içinde hiç kural koyulmaması her istediğini rahatlıkla yapabilmesi okula alışması konusunda zorlayıcı olabilmektedir.
  • Çantasında veya elinde tutabileceği sevdiği bir nesne onu rahatlatacaktır.
  • Okula gitmesi gerektiği halde direnen çocuğunuza, kendisini nasıl hissettiğini sormayın, bu durum onun şikayet etmesi için fırsat ve cesaret verecektir. Çocuğunuzu gözlemleyin ev içinde dolaşabiliyor ve çok rahatsız görünmüyorsa okula da gidebilecektir.
  • Çocuğunuz eve geldiğinde “Sıkıldın mı?” “Korktun mu? “gibi  ifadeleri kullanmayın. Onun yerine “Okulda en çok neyi sevdin?’’ diye sorarsanız okulda sevdiği şeylere odaklanacaktır ve onlar arasında seçim yapmaya yönelecektir.
  • Oryantasyon döneminde çocuklarınızın öğretmenlerle iletişim kurmalarını sağlamanız onların birbirleriyle daha güvenli bir şekilde bağ̆ kurmasını destekleyecektir.
  • Dönemin başladığı ilk gün her zaman ağlayarak ebeveyninden ayrılmak istemeyen birkaç̧ çocuk olur bu durum ise kaygılanmayı gerektirmeyen çok normal bir tepkidir. Böyle bir durumda ebeveynin yapması gereken çocuğa karşı sakin, net, bir tavırla gerekli güveni verebilmektir.
  • Bu yaş çocuklar somut düşünürler bu yüzden okula başlamadan önce okulla ilgili somut bilgileri çocuğunuzla paylaşın, duygusal açıdan hazırlayın neden okula gitmesi gerektiği ve okulun ona neler kazandıracağı hakkında bilgi verin. Çocuğunuza okulda neler yapılacağını anlatmalı (günlük akış, kahvaltı, oyun saati gibi ) sosyalliğinden, eğlenceli yanlarından bahsetmelisiniz.
  • Okula gittiği için çocuğunuzu ödüllendirmeyin. Onun büyüdüğünü görmekten mutlu olduğunuzu ve her zaman yanında olacağınızı söyleyin. Sürekli korumacı bir tutum, çocuğunuzun dış dünyayı keşfetmesini engelleyebilir, özgüveni sarsılabilir.
  • Kendinizi korumacı değil, çocuğunuzun gelişimine destek ve yardımcı kişi olarak görmelisiniz.
  • Çocuğunuzun okula uyumu ile ilgili kaygılarınız olursa, bunu onun yanında ifade etmelisiniz.
  • Çocuğunuzun okulda olacağı süre içinde onun yanında plan yapmayın bu onun okula uyum sağlamasını zorlaştıracaktır.
  • Çocuğunuzun sorumluklarını üstlenmemelisiniz.(Çantasını -ödevlerini vb.)
  • Anaokulu PDR uzmanı ile mutlaka işbirliği içinde olmalısınız.
  • Ağlaması ve anaokuluna gitmek istememesi sizde kaygıya, paniğe, üzüntüye yol açmasın, olabildiğince rahat davranmalısınız. Çocuğunuz sizin endişeli olduğunuzu  hissederse daha çok kaygılanabilir.

 

YAŞAMSAL BECERİLERİ İÇİN YENİLİKLERİN VE DEĞİŞİMLERİN İKİNCİ ADRESİ OKULDUR, BU SÜRECİ HEP BİRLİKTE MUTLU VE BİRBİRİMİZE DESTEK OLARAK GEÇİRMEYİ UMARAK, İLGİNİZ VE DESTEĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.

 TED ESKİŞEHİR KOLEJİ ÖZEL ANAOKULU

PSİKOLOJİK DANIŞMAN VE REHBER ÖĞRETMEN

MERVE CANER